Can Ahmedim s.a.v.

Can Ahmedim s.a.v

Ana Sayfa Profilim Arşiv

Hakkımda

ahmeds...Güzellikler Rabbimizden,kusurlar nefsimizdendir... "Fânîyim, fânî olanı istemem; âcizim, âciz olanı istemem.Rûhumu Rahmân;a teslim eyledim, gayr istemem.İsterim, fakat bir yâr-ı bâkî isterim.Zerreyim, fakat bir Şems-i Sermed isterim.Hiç ender hiçim, fakat bu mevcudâtı birden isterim." Bediüzzamana hz.


Kategorilerim

  • Ahde vefa...
  • Aşk-ı hakiki...
  • Dua bir iksirdir...
  • Edebi damlalar...
  • En sevgili S.a.v.
  • Hayata dair...
  • Hissiyatımız...
  • Nereye bu gidiş...
  • Risale-i Nurdan damlalar...
  • Uhuvvet kardeşlik...
  • İnsanlık...


  • Yazılarım

    Tut Yüreğimin Ellerinden...
    Ey gönül, “GÖNÜL” ol!…
    Seni Hatırlatıyor!...
    Allah için sevmek...
    Aradığım sendin güle dönerken şafaklar, küllenirken akşamlar…
    Gün Işığına DeğiL, Güneşe Dön!..
    Haykırasım geliyor; hey “ben” neredesin?...
    NİCE RAMAZANLARA ERİŞTİR BİZİ YA RABBİ...
    "kadri büyük gece"...
    Ah...


    Dostlarım

    dostilleri
    Yurekyanginlari
    kureysi
    nasibim
    edebinur
    acizgonul
    sohbetsevenler
    nurumuhammed
    CaNKuRBaN
    mechulsair09
    seyyahcagri
    EsMaLaL
    sidelya
    hdk
    dostlugatiryakiler
    simuzer60
    hattatin
    sukutzamani
    islamiilimler
    gulozturk
    yaziruhu
    KaleminGozyaslari
    NuruAhsen
    mutluluklardiyarim
    kutaysevgi
    gulumcan
    allahbesbakiheves
    2563
    iskenderpala
    cennetkokusu
    geceesintisi
    resimdostu
    mnelam
    nisanur83
    bolahenkk
    sevinlibebek
    nurkapisi
    sehadetgulu
    feyzanur2000
    sumeyyegenc
    NuruHilal
    vaktivisal
    TILLSIM
    kalbinur
    kaprislikalp
    anguzelblogg
    peygamberhayati
    binbirhuzun
    rufeydem
    bilginerdogan
    acigul
    miniknurcular
    mine78
    saklimavi
    risaleinurdanvecizeler
    SAKLIDIYAR
    serpilobakizi
    beyanulkuran
    islamsaadettir
    laluask34
    umutsahili82
    teksin61
    manayolcusu
    kardelenceyim
    firdevs78
    peygamberrefendimiz
    osizsiniz


    Uğradıklarım

    * ahmeds (Güzellikler Rabbimizden...)
    * sorularla risaleinur.com
    * vehbivakkasoglu.com/
    * Canlı Risale-i Nur
    * nuriklimi.wordpress
    * ahmeds.azbuz.
    tıklayınız tıklayınız tıklayınız tıklayınız tıklayınız tıklayınız tıklayınız tıklayınız


    Selamlaşma köşesi

    DUYURU PANOSU

    Sevgili gönül dostlarım
    son günlerde ismimle benzer isimlerde değişik kardeşler türedi bilmenizi isterimki isim olarak facebook ta ahmed ak spacede ahmeds ve blogcu da canahmedim den başka kullandığım isim yoktur ve bir tek profil resmim var.iyi insanlar olduğu kadar art niyetlilerinde olabileceği ihtimaline karşılık bilginize
    ahmeds
    Ey Yolcu ! Nereye bu gidiş? Güven nerde, Ahde Vefa nerede kaldı... ?

    Albümü açmak için üzerine tıklayınız



    Efendimiz (sav)


    Ahirzaman Asrından Asr-ı Saadete sesleniş
    Sevgili Peygamberimiz (sav)e mesajınızı iletmek için resme tıklayın
    Image Hosted by ImageShack.us

     KUTLU DOGUM İÇİN MESAJ BIRAK
    Image Hosted by ImageShack.us


    Efendimizin s.a.v. Duası

    Rasül-i Ekrem Efendimiz namaza başlarken kendisi için şöyle duâ etmiştir: “Ey Allah'ım hatalarımı benden doğu ile batı arasındaki mesafe kadar uzak kıl. Ey Allah'ım beyaz elbisenin kirli paslı elbiseden ayıklandığı gibi beni de günahlarımdan pâk eyle. Ey Allah'ım beni katında bulunan mânevî kar, su ve dolu ile yıka”


    Image Hosted by ImageShack.us
    amin


    meajınızı yazmak için resme tıklayın.




    VEDA HUTBESİ

    Image Hosted by ImageShack.us

    Image Hosted by ImageShack.usVeda HutbesiImage Hosted by ImageShack.us

    Bismillahirrahmanirrahîm

    EY İNSANLAR!
    Sözümü iyi dinleyiniz.Bilmiyorum, belki bu seneden sonra sizinle burada ebedi olarak bir daha birleşemeyeceğiz.

    İNSANLAR!

    Bu günleriniz nasıl mukaddes bir gün ise, bu aylarınız nasıl mukaddes bir ay ise, bu şehriniz (Mekke) nasıl mübarek bir şehir ise, canlarınız, mallarınız da öyle mukaddestir, her türlü tecâvüzden korunmuştur.

    ASHABIM!

    Yarın Rabbinize kavuşacaksınız ve bugünkü her hal ve hareketinizden muhakkak sorulacaksınız. Sakın benden sonra eski sapıklıklara dönüp de birbirinizin boynunu vurmayınız! Bu vasiyyetimi burada bulunanlar, bulunmayanlara bildirsin! Olabilir ki bildiren kimse, burada bulunup da işitenden daha iyi anlıyarak muhafaza etmiş olur.

    ASHABIM!

    Kimin yanında bir emanet varsa onu sahibine versin. Faizin her çeşidi kaldırılmıştır, ayağımın altındadır. Lâkin borcunuzun aslını vermek gerektir. Ne zulmediniz, ne de zulme uğrayınız. Allah'ın emriyle faizcilik artık yasaktır. Cahilliyetten kalma bu çirkin âdetin her türlüsü ayağımın altındadır. İlk kaldırdığım fâiz de Abdulmuttalib'in oğlu (amcam) Abbas'ın faizidir.

    ASHABIM!

    Cahilliyet devrinde güdülen kan dâvâları da tamamen kaldırılmıştır. Kaldırdığım ilk kan davası Abdulmuttalib'in torunu (amcazadem) Rebia'nın kan davasıdır.

    İNSANLAR!

    Bugün şeytan sizin şu topraklarınızda yeniden tesir ve hakimiyet kurmak gücünü ebedi suretle kaybetmiştir. Fakat siz; bu kaldırdığım şeyler dışında, küçük gördüğünüz işlerde ona uyarsanız bu da onu memnun edecektir. Dininizi korumak için bunlardan da sakınınız!

    İNSANLAR!


    Kadınların haklarını gözetmenizi ve bu hususta Allah'tan korkmanızı tavsiye ederim. Siz kadınları, Allah emaneti olarak aldınız; onların namuslarını ve iffetlerini Allah adına söz vererek helal edindiniz. Sizin kadınlar üzeridne hakkınız, onların da sizin üzerinizde hakları vardır. Sizin kadınlar üzerindeki

    hakkınız, onların, aile yuvasını, hoşlanmadığınız hiçbir kimseye çiğnetmemeleridir. Eğer razı olmadığınız herhangi bir kimseyi aile yuvanıza alırlarsa, onları hafifçe döğüp sakındırabilirsiniz. Kadınların da sizin üzerinizdeki hakları, memleket göreneğine göre, her türlü yiyim ve giyimlerini temin etmenizdir.


    MÜ'MİNLER!


    Size bir emanet bırakıyorum ki ona sıkı sarıldıkça yolunuzu hiç şaşırmazsınız. O emanet Allah Kitabı Kur'andır.

    MÜ'MİNLER!

    Sözümü iyi dinleyiniz ve iyi belleyiniz! Müslüman müslümanın kardeşidir, böylece bütün müslümanlar kardeştir. Din kardeşinize ait olan herhangi bir hakka tecavüz başkasına helal değildir. Meğer ki gönül hoşluğu ile kendisine vermiş olsun...


    ASHABIM!

    Nefsinize zulmetmeyiniz. Nefsinizin de üzerinizde hakkı vardır.

    İNSANLAR!

    Allah Teala her hak sahibine hakkını (Kur'an'da) vermiştir. Varise vasiyet etmeğe lüzum yoktur. Çocuk kimin döşeğinde doğmuşsa ona aittir. Zina eden için mahrumiyet vardır. Babasından başka bir soy iddia eden soysuz, yahut efendisinden başkasına intisaba kalkan nankör, Allah'ın gazabına, meleklerin lanetine ve bütün müslümanların ilencine uğrasın! Cenab-ı Hak, bu gibi insanların ne tevbelerini, ne de adalet ve şahadetlerini kabul eder.

    İNSANLAR!

    Rabbiniz birdir. Babanız da birdir; hepiniz Âdem'in çocuklarısınız, Âdem ise topraktandır. Allah yanında en kıymetli olanınız, O'na en çok saygı göstereninizdir. Arabın Arap olmayana -Allah saygısı ölçüsünden başka- bir üstünlüğü yoktur.

    İNSANLAR!

    Yarın beni sizden soracaklar, ne diyeceksiniz?

    "-Allah'ın elçiliğini ifa ettin, vazifeni yerine getirdin, bize vasiyet ve öğütte bulundun diye şahadet ederiz." (Bunun üzerine Resûl-i Ekrem mübarek şahadet parmağını göğe doğru kaldırarak sonra da cemaat üzerine çevirip indirerek şöyle buyurdu.)

    Şahid ol yâ Rab!

    Şahid ol yâ Rab!

    Image Hosted by ImageShack.usŞahid ol yâ Rab!Image Hosted by ImageShack.us



    Zaman



    www.flickr.com
    canahmedim's Esmaül-Hüsna photoset canahmedim's Esmaül-Hüsna photoset




    Tut Yüreğimin Ellerinden...


     

    Tutukla beni rabbim,

    Umuttan boşanıp boynumu büktüğüm yerdeyim

    Kekremsi tatlar duyarım zihnimin sokaklarında

    Küllenmiş sancıları hala çekerim dimağımda.

    Acının beşiğinden kucaklarım şefkati,

    Eylülün ayazına rağmen bağrım ateşler yanar,

    Aşka dair, kelama dair, sükûta dair…

     

    Tutukla beni rabbim,

    Avuçlarımdaki nedamet tohumlarını saçmadan yüreğime,

    Kaçtığım her yönü sana getir,

    Adımlarıma rağmen durayım katında.

    Yorgun bakışların mezarı şimdi alın yazım

    Metruk sevdaların toprağından beslenirken canım,

    Tutukla beni rabbim; tek sana olsun esaretim.

     

    Tutukla beni rabbim,

    Can korkusu sarmışken zamanı,

    Koyup gideyim avucuma sığdırdığım hayatı.

    Vurgun yediğim ana ithafen öleyim yeniden,

    Söylemeden aşk’ın sırrını,

    Anlatamadan acının sabra dokunan tarafını.

     

    Tutukla beni rabbim

    Mahşer kadar yalnızlık kokarken içim

    Yas tutsun ardımdan pervaneler.

    A’rafın suskun yolcuları sürsün ayak izlerimi

    Dualar dokunsun nefesime bir bir.

     

    Tut ve kaldır beni rabbim,

    Ayaklarımın sürçtüğü o vakti sileyim zihnimden

    Sehven acının önünde diz çökmüşüm.

    Tut ve kaldır beni rabbim,

    Artık huzurunda kalayım

    Kaygan zeminlere rağmen şöyle dimdik.

    Yardımınla, yâr’lığınla….

    nokta!

    Sare Nokta



    Tarih: , 8/11/2009 Kategori: Aşk-ı hakiki...
    Yorum (5) | Yorum yaz | Bağlantı

    Ey gönül, “GÖNÜL” ol!…

    Hz. Mevlana “Mesnevi”sinde şöyle diyor:“Müminlerin müminliklerinin belirtisi, gönüllerinin kırıklığı ve mağlubiyettir, alt oluştur.Fakat müminlerin alt oluşlarında bile bir güzellik vardır.Sen miski ve anberi (güzel kokular) kıracak olursan, dünyayı onların güzel kokuları ile doldurmuş olursun.

    ”Mağlubiyetimi zaferlerin en güzeli belledim. Bildim ki, ilginin getirdiği acı, kalbimi saran katılıkları kıracak ve onun içindeki gönül ortaya çıkacaktır.

    (Gönül, sevgiyi içinde taşıyan kalp demektir.) Ne güzel, bir gönüle sahip olmanın mutluluğunu yaşayacağım. Yenilgime bakıp bana acıyanlar, bilmiyorlar ki, asıl acınması gereken kendileridir.

    Kokuların en güzeli gönül kokusudur; çünkü o koku, Rabbin kokusudur. O kokuyu mükellef sofralarda, son model araçlarda, villalarda, yalılarda bulamazsınız.

    O koku, kırık gönüllerde, mağlup ruhlarda bulunur.O kokunun izini sürmek için nice canlar düştü yollara. Kimileri çölleri mekan edindi, kimileri de dağları, ovaları.O koku, kimi zaman bir çöl rüzgarına binerek geldi, kimi de mağaralardan fışkırdı vadilere.O kokuyu duyanlardan bazıları, misk geyiği gibi, kendini uçurumdan aşağı bıraktı.
     
    Yıllar yılı mağaralarda alnı secdelere çakıldı, kimilerinin de.Evime geliyorum, belki duyarım o kokuyu diye. Evinin bir köşesinde o kokudan bir kitle bulunuyorsa, ne mutlu sana. “Mutluluk” diyordun, işte mutluluğun sırrı bu kokudur.Bu koku diriltici kokudur; bu koku, var edici kokudur.Kır kibir bardağını, çal yere umutsuzluk testini. Katran yürekli insanlardan uzak dur. Yenilgini önemse.

    Göreceksin ki, gönül miskin çevreyi tutacak, nice canlar o kokuyla dirilecek.Oysa, kokularımız diriltici değil, bilakis öldürücü. “Zafer”imizi kutlamak için bize yanaşanlar, zift dolu yürekliğimizin iğrenç kokularına maruz kalıyorlar.

    Mağlubiyetimize yanaşan yok. Dost, mağlubiyetin doğurduğu çocuktur. Düştüğün zaman kalbine eğil, orda dostun kokusunu duyacaksın..

    Ey varlık hapsinde, etrafını altınlarla, gümüşlerle donatmaya çalışan kalp. Sonra sen nasıl kırılacak ve “gönül” olacaksın.Kimi zirveye tırmanınca mutlu olur, kimi de kuyuya düşünce. Nemrut, “tanrı”yı vurmak için göklere yükselmiş ve “ululuğunu” ilan etmişti.

    Yusuf ise kuyuda ermişti sonsuzluğun sırrına. Nemrut, bir topal sineğe rezil olmuştu, Yusuf ise Mısır’a sultan. Biri, kırılmayan, taş kalbe k düşmüştü; öbürü kırık kalbinin derinliklerinde manalar devşirmişti.

    Birinin kokusu “Nemrut” diye kokuyordu, diğerinin kokusunu sabah rüzgarı, “Yusuf Yusuf” diye bütün aleme dağıtıyordu.Ey gönül, sen hiç kuyuya düşmemişsen, sana “Yusuf” nasıl diyeyim?

    Ey gönül, sen hiç secdede miraca vasıl olmamışsan, sana Ahmed’in kokusu nasıl ulaşsın?Ey gönül, sana sıra sıra çarmıhlar dizilmemişse, İsa nefesinin diriltici kokusunu doya doya içine çekebilir misin?Ey gönül, başın yere düşmemişse, Hüseyni zaferler seni nasıl selamlasın?

    Ey gönül, senden önceki kırık gönüllerin şifresini çözememişsen, cennet kokularını nasıl duyarsın?Ey gönül, sana deli desinler, divane, mecnun desinler; sana mağlup desinler, lginin zillet içindeki çocuğu desinler.

    Fakat ey gönül, sana, zaferin sarhoşu demesinler. Sana, “kalbini kıramadı” demesinler.Ey gönül, haydi ilgini mübarek kıl. Kır kalbini ve “gönül” ol. Kokular devşir cennetten; hatta daha ötelerden.

    Ey gönül, “GÖNÜL” ol!…

    Dr.Ali Taşcı

    Tarih: , 31/10/2009 Kategori: Aşk-ı hakiki...
    Yorum (10) | Yorum yaz | Bağlantı

    Seni Hatırlatıyor!...

    Yağmurlarla senin rahmetin yağar, dereler, çaylar, ırmaklarla akan sınırsız şefkatindir. Anneler, kucaklarının sıcaklığını senin merhametinden aldı ve göğüslerinden yavrularının ağızlarına akan senin ikramındır. Gönülden gönle yankılanan sevgilerde “Vedûd” ismin cilvelenir. Çünkü sensin sonsuzca seven ve sevilen. Kalpler, sevmeyi senden öğrendi. Bahar tablosunda muhabbetten kalbi kanayan güller, vuslatın hasretiyle ağaçların minberlerinde besteler yapan bülbüller senin “Cemîl” ismini terennüm ederler. Sen, süslü sûretler veren “Musavvir!” Eserlerine, hiçbiri diğerinin aynı olmayan biçimleri verensin. İlminle ölçer, iradenle seçer, kudretinle biçersin. Kâinat kitabın, yeryüzü sayfan, cümle canlılar ve cansızlar kudret kelimelerindir senin.

    Yıldızların nûranî parıltıları “Nûr” isminin gölgeleridir. Dağlarda azametin, volkanlarda kibriyan, semalarda celâlin yankılanır.

    Kışın “Mümît” isminin fırtınasıyla öldürür, baharda “Muhyî” isminin sabâ rüzgârıyla can verirsin.

    Bahar gelini senin “Müzeyyin” isminle süslenir, tek arzusu senin güzeller güzeli isimlerinle nakışlanıp, yine senin ezelî nazarına bir an olsun görünebilmektir.

    Senin ilahî huzurunla bir an şereflenen varlığa yokluk yaklaşamaz. Her eserinde gördüğüm varlık şevki, yaşama arzusu, beka meyli senden gelen “nazar” sırrıdır, “huzur” neşvesidir.

    Sen teksin, birsin, eşi, benzeri, ortağı, yardımcısı olmayan “Ehad”sın. Temelde birbirine benzeyen, yardımsız, yardımcısız yapamayanlar senin “eserlerin”dir, sana işaretler ederler. Onların acizliği kudretini, fakirliği zenginliğini, fâniliği bekanı dile getirir.

    Büyük küçük bütün yarattıklarının ihtiyaçlar içinde çırpınışlarına şahit oldukça, hiçbir şeye ihtiyacı olmayan, sayıya gelmez muhtaçların her an yardımına koşan “İnayet”ini ve “Samediyet”ini düşünürüm.

    Gafletle bakanların gözünde, eserlerin sana perdedir. Sineklerin örümcek ağına takıldıkları gibi, bu “kesret” perdelerine takılıp kalarak sana ulaşamayanlardan olmak istemem.

    Senin isminle nakışlanmayan sevgileri sevmem, ayrılık acısıdır. Varlıklarda “sebebi muhabbet olan hüsün ve ihsan ve kemâl” sendendir ve senindir.

    Yerdeki ışıltılarına dalıp da nazenin güneşi sevmeyi unutanları... Gölgelerin aşkıyla asılları göz ardı edenleri... Ve senin adına olmayan sevgilerin şiddetini gördüğüm, başkaları için söylenen şarkıları duyduğum günden beri...

    “Bana her şey seni hatırlatıyor !” 

    Ömer Sevinçgül

    [Resim]
     

    Tarih: , 18/10/2009 Kategori: Aşk-ı hakiki...
    Yorum (4) | Yorum yaz | Bağlantı

    Allah için sevmek...

    Bir gün Peygamber Efendimizin huzuruna gelen bir kimse, oradan kalkip gitmekte olan bir baska müslümanin arkasindan :
    "Ya Rasulullah, ben bu giden adami seviyorum" demisti....
    Peygamberimiz (s.a.v) ona
    "öyle ise ona kendisini sevdigini bildir" buyurdu...
    bunun üzerine o zat o kimsenin arkasindan gitti, ona yetişti ve :

    "Ben seni Allah icin seviyorum" dedi...

    bunun üzerine o Müslüman:

    "Öyle ise
    beni ugrunda sevdigin Allah da seni sevsin"...diye dua etti....
    (ebu davud)

    1097739258.jpg image by mnelam

    Tarih: , 12/10/2009 Kategori: Ahde vefa...
    Yorum (14) | Yorum yaz | Bağlantı

    Aradığım sendin güle dönerken şafaklar, küllenirken akşamlar…

    Aradığım sendin güle dönerken şafaklar, küllenirken akşamlar…
    Gül kızıllığında müjdeler aradım ebrulî bulutlardan hüzme hüzme süzülürken ışıklar.
    Çöl benim içimde, acı benim içimde. Mecnun’un, geceler ve gündüzler boyu Leylî iniltilerini bir ney gibi dinleyen kum taneleri ayaklarımın altında ateş ateş çoğalırken, geceyi özlüyorum. Gecelerde dolunaylar gibi doğasın diye ufkumda yâr!
    Çölün sessizliğine düşerken yıldızlar, yüreğimin kuytularına serinlikler insin cennet cennet ne olur! Bir aslan avcısının çölün hür ufuklarında geceyi yorumlayıp da, “Ebedi ve ezeli Sevgilinin dört duvar arasına sıkıştırılamayacağını anladım.” deyişi gibi ben de gönül semalarımda yıldız yıldız beliren mühürlerine bakıp seni yaşamak istiyorum içimde ey sevgili!
    Benim için her gül yaprağında sen, her yağmurda sen, her rüzgârda sen… Varlığım seninle… Zamana senin adınla mühür vuruyorum. O mühürler ki, zamanın sonsuza uzandığı yerde ancak yine senin adınla açılır, yine senin adınla okunur.
    Gönlümün gaflet çölünde perişan düştüğü demlerde hasretimi affıma ferman say da ne olur ötelerin tütsüsüyle yeni mühürler vur yüreğime. Zaman ırmağının donduğu ötelerde de açılacak sonsuza uzanan yeni mühürler.
    Yüreğim seninle mühürlensin.
    Adım, adınla bilinsin yâr! Adımlarım ne yana dönse sana olsun.
    Ki, sen her yanımdasın. Biliyorum şah damarımda akan kan, daha yakın değil bana senden.
    Yakınlığın gül tadında yanmaksa eğer uğruna, ne olur beni de yak yaprak yaprak aşkınla. Bin kerre bozduğum tövbelerden sonra yeni baştan yazılsın gecenin en mahrem saatlerinde aşk kitabım. Kitaplar kitabından nasibime ilkin nasıl adın düşmüşse, yine öyle adınla başlasın satırlar. Nice gönlü bin parçaya bölen Züleyha bakışlı güzellerin aşk sayfaları rafa kaldırılsın Yusuf kanatlarıyla.
    Titreyen dudaklarımdaki son mühür, son isim, son çağrı son tat adın olsun…


    Bunu affıma ferman bilirim.
    Sen varsan yâr, her şey bana yâr!
    Vücut zindanında sana müştak gönlüm nice baharlar yaşar adınla yağmur yağmur, demet demet.
    Mısır’a sultan olmak değil mi ki ışığa hasret köhne zindanlardan geçiyor, beni de nefsin zindanında esarete mahkûm bir Yusuf say da, arındır ve sonra da kavuştur özgürlüğüme yâr!
    Bilirsin, özgürlüğüm, sana tutsaklığımdır.

    Arzuların kör kuyusuna benim de atılmışlığım vardır. Ne olur beni de Yusuf’lardan say, yolla ümit kervanlarını, sal rahmet kovanı.
    Ufkum senin rahmetinle şenlensin. Göz sahillerimde dalgalar senin adınla coşsun.
    Tesellim; hasretimdir, gözyaşımdır, umudumdur…
    Bulut bulut dolan yüreğimden sana akıtıyorum gözyaşlarımı yâr! Önce adın, sonra adımlarım… Ben bir gelirken sen iki gelensin. Benim için bana benden daha çok yönelensin.
    Çağları aşan çağrılarınla günü beş parçaya bölerken, ne olur her parça benim için bir altın dilim olsun secde secde sana yönelişlerimle…

    Osman Alagöz


    Tarih: , 5/10/2009 Kategori: Hissiyatımız...
    Yorum (9) | Yorum yaz | Bağlantı
    <- Son Sayfa Sonraki Sayfa ->



    BLOG DESİNG BY AHMEDS


    Muhabbet Fedaileri Facebook sayfası paylaşımlarımız