Can Ahmedim s.a.v.

Can Ahmedim s.a.v

Ana Sayfa Profilim Arşiv

Hakkımda

ahmeds...Güzellikler Rabbimizden,kusurlar nefsimizdendir... "Fânîyim, fânî olanı istemem; âcizim, âciz olanı istemem.Rûhumu Rahmân;a teslim eyledim, gayr istemem.İsterim, fakat bir yâr-ı bâkî isterim.Zerreyim, fakat bir Şems-i Sermed isterim.Hiç ender hiçim, fakat bu mevcudâtı birden isterim." Bediüzzamana hz.


Kategorilerim



Yazılarım

Çaresizlik çığlığı...
Vermek güzelleştiriyor insanı...
Ey dost! Ayna’ya iyi bak! Güzelliğin kaynağını gör!...
Tut Yüreğimin Ellerinden...
Ey gönül, “GÖNÜL” ol!…
Seni Hatırlatıyor!...
Allah için sevmek...
Aradığım sendin güle dönerken şafaklar, küllenirken akşamlarR
Gün Işığına DeğiL, Güneşe Dön!..
Haykırasım geliyor; hey “ben” neredesin?...


Dostlarım

binbirhuzun
yurekyanginlari
mehmet toprak
vaktivisal
Blogcu Yardım
Gül Hanım GüRSOY
feyzanur2000
mnelam
cennetkokusu
metekan
tillsim
sohbetsevenler
nasibim
hdk
cankurban
geceesintisi
teksin61
2563
rufeydem
simuzer60
esmalal
peygamberhayati
nuruhilal
osizsiniz
kaprislikalp
gülnaz hasköy
anguzelblogg
dostilleri
resimdostu
nisanur83
umutsahili82
acigul
seyyahcagri
mutluluklardiyarim
islamiilimler
gulozturk
bilginerdogan
nuruahsen
edebinur
hattatin
Adem Armağan
acizgonul
YuSuF YüZLü
allahbesbakiheves
sevinlibebek
manayolcusu
nurumuhammed
laluask34
serpilobakizi
mine78
saklidiyar
mustafa mazlum
bolahenkk
risaleinurdanvecizeler
huzurdenizi huzur
sukutzamani
miniknurcular
kureysi
mechulsair09
firdevs78
nursahkaraca
peygamberrefendimiz
kardelenceyim


Uğradıklarım

* ahmeds (Güzellikler Rabbimizden...)
* sorularla risaleinur.com
* vehbivakkasoglu.com/
* Canlı Risale-i Nur
* nuriklimi.wordpress
* ahmeds.azbuz.
tıklayınız tıklayınız tıklayınız tıklayınız tıklayınız tıklayınız tıklayınız tıklayınız


Selamlaşma köşesi

DUYURU PANOSU

Sevgili gönül dostlarım
son günlerde ismimle benzer isimlerde değişik kardeşler türedi bilmenizi isterimki isim olarak facebook ta ahmed ak spacede ahmeds ve blogcu da canahmedim den başka kullandığım isim yoktur ve bir tek profil resmim var.iyi insanlar olduğu kadar art niyetlilerinde olabileceği ihtimaline karşılık bilginize
ahmeds
Ey Yolcu ! Nereye bu gidiş? Güven nerde, Ahde Vefa nerede kaldı... ?

Albümü açmak için üzerine tıklayınız



Efendimiz (sav)


Ahirzaman Asrından Asr-ı Saadete sesleniş
Sevgili Peygamberimiz (sav)e mesajınızı iletmek için resme tıklayın
Image Hosted by ImageShack.us

 KUTLU DOGUM İÇİN MESAJ BIRAK
Image Hosted by ImageShack.us


Efendimizin s.a.v. Duası

Rasül-i Ekrem Efendimiz namaza başlarken kendisi için şöyle duâ etmiştir: “Ey Allah'ım hatalarımı benden doğu ile batı arasındaki mesafe kadar uzak kıl. Ey Allah'ım beyaz elbisenin kirli paslı elbiseden ayıklandığı gibi beni de günahlarımdan pâk eyle. Ey Allah'ım beni katında bulunan mânevî kar, su ve dolu ile yıka”


Image Hosted by ImageShack.us
amin


meajınızı yazmak için resme tıklayın.




VEDA HUTBESİ

Image Hosted by ImageShack.us

Image Hosted by ImageShack.usVeda HutbesiImage Hosted by ImageShack.us

Bismillahirrahmanirrahîm

EY İNSANLAR!
Sözümü iyi dinleyiniz.Bilmiyorum, belki bu seneden sonra sizinle burada ebedi olarak bir daha birleşemeyeceğiz.

İNSANLAR!

Bu günleriniz nasıl mukaddes bir gün ise, bu aylarınız nasıl mukaddes bir ay ise, bu şehriniz (Mekke) nasıl mübarek bir şehir ise, canlarınız, mallarınız da öyle mukaddestir, her türlü tecâvüzden korunmuştur.

ASHABIM!

Yarın Rabbinize kavuşacaksınız ve bugünkü her hal ve hareketinizden muhakkak sorulacaksınız. Sakın benden sonra eski sapıklıklara dönüp de birbirinizin boynunu vurmayınız! Bu vasiyyetimi burada bulunanlar, bulunmayanlara bildirsin! Olabilir ki bildiren kimse, burada bulunup da işitenden daha iyi anlıyarak muhafaza etmiş olur.

ASHABIM!

Kimin yanında bir emanet varsa onu sahibine versin. Faizin her çeşidi kaldırılmıştır, ayağımın altındadır. Lâkin borcunuzun aslını vermek gerektir. Ne zulmediniz, ne de zulme uğrayınız. Allah'ın emriyle faizcilik artık yasaktır. Cahilliyetten kalma bu çirkin âdetin her türlüsü ayağımın altındadır. İlk kaldırdığım fâiz de Abdulmuttalib'in oğlu (amcam) Abbas'ın faizidir.

ASHABIM!

Cahilliyet devrinde güdülen kan dâvâları da tamamen kaldırılmıştır. Kaldırdığım ilk kan davası Abdulmuttalib'in torunu (amcazadem) Rebia'nın kan davasıdır.

İNSANLAR!

Bugün şeytan sizin şu topraklarınızda yeniden tesir ve hakimiyet kurmak gücünü ebedi suretle kaybetmiştir. Fakat siz; bu kaldırdığım şeyler dışında, küçük gördüğünüz işlerde ona uyarsanız bu da onu memnun edecektir. Dininizi korumak için bunlardan da sakınınız!

İNSANLAR!


Kadınların haklarını gözetmenizi ve bu hususta Allah'tan korkmanızı tavsiye ederim. Siz kadınları, Allah emaneti olarak aldınız; onların namuslarını ve iffetlerini Allah adına söz vererek helal edindiniz. Sizin kadınlar üzeridne hakkınız, onların da sizin üzerinizde hakları vardır. Sizin kadınlar üzerindeki

hakkınız, onların, aile yuvasını, hoşlanmadığınız hiçbir kimseye çiğnetmemeleridir. Eğer razı olmadığınız herhangi bir kimseyi aile yuvanıza alırlarsa, onları hafifçe döğüp sakındırabilirsiniz. Kadınların da sizin üzerinizdeki hakları, memleket göreneğine göre, her türlü yiyim ve giyimlerini temin etmenizdir.


MÜ'MİNLER!


Size bir emanet bırakıyorum ki ona sıkı sarıldıkça yolunuzu hiç şaşırmazsınız. O emanet Allah Kitabı Kur'andır.

MÜ'MİNLER!

Sözümü iyi dinleyiniz ve iyi belleyiniz! Müslüman müslümanın kardeşidir, böylece bütün müslümanlar kardeştir. Din kardeşinize ait olan herhangi bir hakka tecavüz başkasına helal değildir. Meğer ki gönül hoşluğu ile kendisine vermiş olsun...


ASHABIM!

Nefsinize zulmetmeyiniz. Nefsinizin de üzerinizde hakkı vardır.

İNSANLAR!

Allah Teala her hak sahibine hakkını (Kur'an'da) vermiştir. Varise vasiyet etmeğe lüzum yoktur. Çocuk kimin döşeğinde doğmuşsa ona aittir. Zina eden için mahrumiyet vardır. Babasından başka bir soy iddia eden soysuz, yahut efendisinden başkasına intisaba kalkan nankör, Allah'ın gazabına, meleklerin lanetine ve bütün müslümanların ilencine uğrasın! Cenab-ı Hak, bu gibi insanların ne tevbelerini, ne de adalet ve şahadetlerini kabul eder.

İNSANLAR!

Rabbiniz birdir. Babanız da birdir; hepiniz Âdem'in çocuklarısınız, Âdem ise topraktandır. Allah yanında en kıymetli olanınız, O'na en çok saygı göstereninizdir. Arabın Arap olmayana -Allah saygısı ölçüsünden başka- bir üstünlüğü yoktur.

İNSANLAR!

Yarın beni sizden soracaklar, ne diyeceksiniz?

"-Allah'ın elçiliğini ifa ettin, vazifeni yerine getirdin, bize vasiyet ve öğütte bulundun diye şahadet ederiz." (Bunun üzerine Resûl-i Ekrem mübarek şahadet parmağını göğe doğru kaldırarak sonra da cemaat üzerine çevirip indirerek şöyle buyurdu.)

Şahid ol yâ Rab!

Şahid ol yâ Rab!

Image Hosted by ImageShack.usŞahid ol yâ Rab!Image Hosted by ImageShack.us



Zaman



www.flickr.com
canahmedim's Esmaül-Hüsna photoset canahmedim's Esmaül-Hüsna photoset




Ey dost! Ayna’ya iyi bak! Güzelliğin kaynağını gör!...

 

 " - Ey dost! Söyle bana ne getirdin?
Bilirsin dost kapısına eli boş gidilmez."
"- Bilirim bilmesine lakin bîkararım, çaresizim. Hangi bir şeye uzandımsa elim boşta kaldı. Bir katreyi ummana, bir habbeyi kubbeye nasıl getirebilirim. Huzuruna kalbimi ve canımı bile getirmiş olsam, Kirman’a Kimyon ürümüş sayılırım. Kirman ki Kimyon diyarıdır. Senin eşsiz güzelliğinden başka bu ambarda bulunmayan bir tohum yoktur. Bu dünyada hiçbir kıymet yoktur ki sende ondan hem de deryalar dolusu bulunmasın. Düşündüm senin eşsiz güzelliğine layık hediye nedir diye? Ancak sîne nûru gibi bir ayna getirmeyi uygun buldum. Herkes bilir ki; güzel yüz aynaya âşıktır. Ey güneş gibi gökyüzünün nûru olan, ona baktıkça güzel yüzünü göresin. Güzel yüzünü gördükçe, bütün

güzelliklerin sahibini, mutlak güzeli hatırlayasın. Çünkü gölgenin varlığı Güneş’in mevcudiyetine delildir."

 

Ey dost! Ayna’ya iyi bak! Güzelliğin kaynağını gör!

Kâinatın her zerresi, hüsn-i mutlakın tecellî aynasıdır. Hakk’ın sevgilileri her yerde ve her şeyde zâhir olan o güzelin cemâline âşıktır. Aşkları sebebiyle kendinden geçer, hattâ ma’şuktan başka hiçbir şey bulamazlar orada...


Ben ben değilim, ben dediğim sensin hep
Cânım dediğim, ten dediğim sensin hep

Ey dost! Aynaya iyi bak! Gizli hazineyi bul!

O gizli hazîne ki; sevdi de yarattı. Sevgisinden sevdiklerinin hamuruna kattı. O (cc) onları sevdi, Onlar da O (cc)’ nu sevdi. Öyle sevdiler ki birbirlerini, seven ile sevilen fark edilemedi. Dediler ki:


Bende olan âşikâr sensin,
Ben hod yoğum, ol ki vâr sensin !..
Ger ben, ben isem; nesin sen ey yâr
Ver sen, sen isen; neyim men-i zâr?..
(Fuzûlî)

Ey dost! Aynaya iyi bak! Aşkı gör!
Aşk öyle meçhul bir manadır ki ondan her tadan zevki miktarınca sarhoş olur.

Aşk, bir ma’nâ-yı lâyu’raf ki, cümle âlemi,
Zevki miktarınca sekrân û huruşân eğliyor.

Kanaryaların ötüşü, şafakların söküşü aşk iledir. Tomurcuklu sümbüller, nevbahârda açan güller, hüzün dolu gönüller aşka müpteladır. Suları çağlatan, bulutları ağlatan aşkın sesidir.

Bülbül’ün gam dolu feryadı, gülün gülümseyen yanı aşkın nefesidir. Aşk bir deryadır. Sema vat ise onun üzerinde bir köprü...

Aşk yerin göğün direğidir. Ondan daha değerli bir şey yoktur. Her varlık aşk denizindedir.

Öyle güçlü bir iksirdir ki aşk; bir yudumcuk içeni bile mest eder, tanıdık tanımadık herkesi unutturur. Sarhoşluğunun dahi farkına varamayacak kadar kişiyi kendinden geçirir.

Sevgilinin cemalini görme heyecanı, sonsuzluk yolcusunun gönlünün galeyanı ve coşkunluk neşesidir aşk.

Cihanı hiçe satmaktır adı aşk
Dökülüp varlığı gitmektir adı aşk


Belâ yağmur gibi gökten yağarsa

Başını âna tutmaktır adı aşk


Bu âlem sanki oddan bir denizdir
Âna kendini atmaktır adı aşk

(Eşref oğlu Rûmi)


Ey dost! Aynaya iyi bak! Son nakşı gör!

Bir güzelin ihtiyarlığındaki çirkinliğini düşün. Bir binanın harabeye nasıl dönüştüğünü hatırla. Aynadaki yalana güvenme. Aynada gördüğün fani güzelliklerin aldatıcılığını unutma.

"Kime uzun ömür verirsek, biz onun gelişmesini tersine çeviririz." diyen sonsuzluk sahibi güzelin uyarısına kulak ver.

"Sen ey ilkbahar güzelliğine karşı dudak ısıran, hayran olan kimse! Bir de sonbaharın sararmış hâline ve soğukluğuna bak!"

"Şafak vaktinde güzel güneşin doğuşunu görünce, gurup zamanı, onun ölümü demek olan batışını hatırla!"

"Eğer güzel tenli güzeller seni avladıysa, ihtiyarlıktan sonra bir de pamuk tarlasına dönen o bedene bak!"

"Kezâ cam gibi nergis bakışlı mahmur bir gözü, sonunda çipil olmuş ve suları akmağa başlamış bir halde görürsün."

(Mevlâna)


Ey dost! Ayna’ya iyi bak! Güzelliğin kaynağını gör!
Ey dost! Aynaya iyi bak! Gizli hazineyi bul!
Ey dost! Aynaya iyi bak! Aşkı gör!
Ey dost! Aynaya iyi bak! Son nakşı gör!
Ey dost! Bu ayna, gönül aynasıdır. Ona iyi bak!


Tarih: 20:32, 20/11/2009 Kategori: Hayata dair___
Yorum (2) | Yorum yaz | Bağlantı

Gün Işığına DeğiL, Güneşe Dön!..


Hislerine kapılıp da bir saman çöpünü, yani fani bir güzeli kendine yakın bir dost olarAk seçme. Çünkü ondaki sevgi ve yakınlık duygusu geçicidir.

Sen kalıcı dostu ara.

Eğer Allah 'tan başka senin gönül verdiklerinde vefa ve bağlılık
olsaydı,senin en vefalı yakının olan annen ve babanın dostluğu nerede?

Eğer Hak'tan başka biri dayanmaya ve güvenmeye layık olsaydı ,seni
yetiştirenlere bağlılığın ,dostluğun devam etmez miydi?

Senin süte memeye olan alışkanlığın kalmadı;
Mektepten nefret ederdin; o da geçti gitti.

O dostluk,o alışkanlık onların varlık duvarlarına akseden ışıktı.
O ışık güneşe döndü gitti.

Hak güneşin ışığı her her neye düşerse, ey yiğidim sen ona aşık
olursun.

Böylece sevdiğin her varlıktaki güzellik Allah 'tan geliyor.

Sen her neye aşık olursan o şey ilahi sıfatlardan biri ile yadızlaşmış,nurlanmış.

Gönül verdiğin şeyin yaldızı aslına gidip de o çirkinleşince,bakırı
meydana çıkınca,tabiatın ona doyar,ondan hoşlanmaz,onu boşlayıverir.

Sevgilinin seni büyüleyen o yaldızı güzelliğinden elini ayağını
çek; bilgisizlik yüzünden sahte bir madeni altın sanıp da hoşdeme.

Çünkü sahte şeylerdeki hoşluk,güzellik iğretidir.
Görünüşte süslü ve püslüdür ama altında süssüzlük ve çirkinlik vardır.

Fani varlıklarda görülen güzellik,ilahi güzelliğin iğreti olarak onlara aksetmesinden ibarettir.Akseden o nur,günün birinde aslına geri dönecektir. Bu yüzden ey salik;iğreti güzelliklere bakmada ,sen onun aslını,yani güzelliği vereni ara!

Güneşin duvara düşen nuru, yine güneşe gider.
Sen duvara düşen nura değilde,o nuru düşürene,yani güneşe git.
Sana layık olan da odur.
Mademki oluktan su akmadı, yani güzellerden vefa görmedin;
Bundan sonra suyu sen göklerden elde et.
(Mesnevi'den)


Tarih: 15:40, 30/9/2009 Kategori: Hayata dair___
Yorum (12) | Yorum yaz | Bağlantı

NİCE RAMAZANLARA ERİŞTİR BİZİ YA RABBİ...

Bir ince iştir yaşamak dediğin,
Sana yürümek düşer..
Çünkü yol olur yeryüzü yürümeyi bilene,
Yeter ki vakur olsun duruşun,
Özlemli olsun yürüyüşün...
Yürümek kavlin olsun..
Ahdin olsun..
Vefan olsun..
Vur kendini yollara..
İmdada sesin olsun..
Dara uzansın ellerin..
Zora dayansın bileğin..
Olur da sürçerse ayağın,
Dayandığın, güvendiğin
RABBİM olsun...
 
Gidiyorsun Ramazan

Geldin...

Bir bahar müjdesi gibiydi gelişin...

Rahmetinle kandık, şifa bulduk.

Bir düzeni getirip kuruvermiştin, karmaşada çalkalanan hayatımıza.

Üzerine alışıvermişiz, sanki hiç karışmamış bir hayatın parçası gibi...

Şimdi gidiyorsun...

İncecik bir hilaldi varlığın önce, sonra ayın ondördü gibi parladı yüreklerimiz varlığınla, birden gözlerimiz gökyüzünde incelen hilale takıldı yeniden.

Firakın hüznü kapladı ufkumuzu, içimize gidişinin burukluğu çöktü.
11 ay yoksun yine, veda vakti şimdi, gidiyorsun...

Seni beklemekle geçecek vakitlerimiz, dualarımız hep aynı olacak; ‘’bizi tekrar eriştir rahmet ayına Rabbim’’.

Gelişinle ne kadar sevindiysek gidişin o kadar büktü boynumuzu.

Dünyamıza inen rahmet sağanağı, nur halesi bitmesin, kalan vakitlerde de sürsün istiyoruz.

Bize getirdiğin serin havayı, sükuneti, merhameti, hoşgörüyü yayalım ayların kalan onbirinede.

Dualarımız Leyle-i Kadirdeki gibi varsın Rabbin katına.

Öylesine bekliyor, öylesine istiyoruz...

Şimdi veda vakti.

Veda etmek zor geliyor, güle güle demiyoruz, sadece şükrediyoruz bir ramazanı daha bahşedene.

Ve diliyoruz ki nice Ramazana eriştir bizi ya Rabbi

Ve diliyoruz ki; NİCE RAMAZANLARA ERİŞTİR BİZİ YA RABBİ...

ERİŞTİR YA RABBİ...

ERİŞTİR...alıntı
Bütün ruh u canımızla mübarek Ramazanınızı tebrik ederiz.
Ramazan Bayramının tüm âlem-i İslam için hayırlara vesile olmasını,Ve bu mübarek şehirde ettiğiniz duaların, Cenab-ı Hak yanında makbul olmasını Erhamürrâhimînden niyâz ederiz.Baki selam ve dua ile Gönül dostlarım

Tarih: 11:08, 19/9/2009 Kategori: Hayata dair___
Yorum (8) | Yorum yaz | Bağlantı

"kadri büyük gece"...

kadri büyük bir kitab, kadri büyük bir meleğin diliyle kadri büyük bir elçinin eliyle kadri büyük bir ümmete indirildi bu gece.. I. bu gece kadrinin bilindiği gece.. bu gece kadrini bilmen gereken gece.. bu gece kendinden fazlası olduğun gece.. bu gece varlığının göklere taştığı gece... bu gece.... Erişilmeyen raflardan sofrana indirilenin paylaştırıldığı gece... Ellerin uzanamadığı yücelerden avuçlarına doldurulanların taksim edildiği gece... Sonsuzluk müjdesinin, ölümsüzlük tesellisinin yeryüzünün açık yaralarına merhem edildiği gece... II. Hep şikayetçi değil miydin kuyrukta bekletilmekten? Sıradan sayılmaktan? Önemsenmemekten? Sesini duyuramamaktan? Ne kadar heveslendin ünlü biri olmaya? Herkesçe tanınmayı çok isterdin. Hiç kuyruğa sokulmamayı, bekletilmemeyi.... Söylediğinin dinlensin isterdin. Önemsenesin. Adın dünyada büyük harflerle yazılsın diye bekledin. Şimdi sırası işte.. Bu gece kadir gecesi. Kadrinin sayıldığı gece. Hatırının bilindiği gece.. Rabbin seni sırada bekletmiyor; hemen huzuruna alıyor. Hatırını sayıyor. Rabbin seni sıradan saymıyor; biricik kulu eyliyor. Önemsiyor varlığını. Rabbin seni önemsemezlik etmedi hiç. Her söylediğini hemen duyuyor. Önemsediklerini önemsiyor. Dile getirdiklerini değil sadece, dile getiremediklerini de dua kabul ediyor. Fısıltılarını, iç çekişlerini, tereddütlerini de işitiyor. Sırdaşlarına söylediklerini değil sadece, kendine bile söyleyemediğin kusurlarını ayıplamadan yüzüne vurmadan bağışlayacağını söylüyor... Bu gece kadir gecesi.. kadrinin bilindiği gece.. hatırının sayıldığı gece... Karalıklarını rahmetin ırmağına bırak bu gece.. Affeden, affetmeyi seven, severek affeden Rabbin içine attığın, unuttuğun, susturduğun pişmanlık sızılarını da özür kabul ediyor, seni aklayacağını müjdeliyor. Hatalarından çok hatırını sayıyor.. Bu gece önemsendiğin gece.. bin geceden hayırlı gece... Göklü kervanlar müjdeler taşıyor ayağına.. günahlarının utancından kurtulmayı vaadediyor rabbin sana. geçmiş hatalarının eteğini habire çekiştirmesine bir son veriyor. Birikmiş kusurların ayağına taktığı çelmelerden kurtarıyor seni Rabbin.. yeni bir hayat sunuyor sana. Bu gece ak sayfalara çağırıyor sesini.. Bu gece huzurunda durultuyor telaşlı nefeslerini. Bu gece yakınlığında diriltiyor ölü kelebeklerini.. Rabbin bu gece, dudağından düşen her heceye sonsuz hayatlar ekliyor. Rabbin bu gece, nefesine dolaşan her yakarışa sınırsız bağışlar sunuyor. Rabbin bu gece, yüzüne değen her damla göz yaşından bitimsiz kevserler doğuruyor. Olduğun gibi kabulleniliyorsun bu gece.. Ayıplanmadan. Yüzünü vurulmadan. Başına kakılmadan. Şart koşulmadan. Bekletilmeden. Önce sen.. Önce sen. Sadece sen.. Huzura alınıyorsun. Yüzünü yerden kaldırıyor Rabbin. Utançlarını bitiriyor. Kusurlarını siliyor. Rahmetinin serinliğinde teselli ediyor seni.. Yeni/den seviyor. Hiç hata etmemiş gibi yanına alıyor. Yüzünü yerden kaldırıyor... III. Bu gece takdir gecesi... sana takdir edilenler yeniden hesaplanıyor. Adını yazdırman bekleniyor cömertlik defterine... Yerini alman bekleniyor rahmet yağmurunun altında. Takdir senin. . Sana takdir edileni çoğaltmak elinde. Sana pay edileni çok etmek diline kalmış.. Bak... Avuçların boş, dudağın çatlamış. Yağmura kavuşacak mısın? Alnına değecek yağmurun damla damla sayıldığını bil, bu gece. Duayı al avuçlarına. Umudun için rahmet göğünde bulutlar biriktir. Takdir gecesi bu gece.. Hırslarının kuytusundan çık, heveslerinin uçurumundan kaç. Payına düşecek müjdeleri çoğalt. Bak... Umutların boşlukta... Tutunacak yer bulacak mısın? Dudağına gelecek ekmeğin lokma lokma bölündüğünü bil, bu gece. Duayı dokundur dudağına. Rızkın için rahmet bağına ekinler bırak. Takdir gecesi bu gece... Çoğaltıp biriktirmenin telaşını bir kenara bırak. Sana kalacaklara bak, seninle olacakları çoğalt. Bak.... Hasretlerin yokluğun eşiğinde. Varlıktan içeri çağrılacak mısın? Ölümünün ve ömrünün kaderin kefelerinde tartıldığını bil, bu gece. Duayı yoğur dakikaların hamurunda. Ömrünü rahmet çağının sonsuz günlerine bitiştir. Takdir gecesi bu gece... Aynaların övgüsünü bırak. Ettiklerine niyet kat; canını ve malını cennet karşılığı Rabbine sat. Kadir gecesi bu gece.... Gecenin kadrini bilenlerin gecesi. IV. kadri büyük bir kitab, kadri büyük bir meleğin diliyle kadri büyük bir elçinin eliyle kadri büyük bir ümmete indirildi bu gece.. farkında mısın kadrin ne kadar yüksekte... farkında mısın hatırın ne kadar el üstünde... haydi, durma, varlığını dilinin ucuna taşı. dua dua göğe yürü.. haydi, durma, hasretlerini nefeslerine taşır. dua dua göğe yürü.
Senai Demirci

"Şu mübarek şehr-i Ramazan, leyle-i Kadri ihata ettiği için, kendisi de ömür içinde bir leyle-i Kadirdir ki, muvaffak olanın ömrüne bin ömür katar. Dakikası bir gündür. Saati iki ay, günü birkaç sene hükmünde bir ömr-i bâkîdir… Ramazan-ı Şerifte sevab-ı a'mâl(amellerin sevabı), bire bindir. Kur'ân-ı Hakîmin, nass-ı hadisle, herbir harfinin on sevabı var; on hasene sayılır, on meyve-i Cennet getirir. Ramazan-ı Şerifte herbir harfin on değil, bin; ve Âyetü'l-Kürsî gibi âyetlerin herbir harfi binler; ve Ramazan-ı Şerifin Cumalarında daha ziyadedir. Ve Leyle-i Kadirde otuz bin hasene sayılır."

Ramazan-ı şerifin son on gününün içindeyiz  önümüzdeki salı gecesini çarşambaya bağlayan gecenin kadir gecesi olması ihtimali  kuvvetlidir lakin net değildir ve kadir gecesi son on gece içinde saklı kalmışki  biz müslümanlar bu gecelerin hepsini bir kadir  gecesi hükmünde telakki edip ihya edelim diye...Mevla gecenin feyziden hakkı ile istifade edenlerden eylesin.Amin...


Tarih: 17:20, 13/9/2009 Kategori: Hayata dair___
Yorum (15) | Yorum yaz | Bağlantı

Dur Ey Adam!...Koşma artık…

 

 Dur Ey Adam!.. Korkma ki; Koşmak Zorunda Kalmayasın...  

Hırstan gözkapakların genişlemiş, gözlerin ne önündekileri ne arkandakileri, ne sağında nede solundakileri görmüyor… Hep uzaklara bakınıyorsun adam…


Önünde bir hayat, ardında bir hayat, sağında ve solunda hayatlar var; bak bir kadın var sağında, üçte çocuk hemen sol tarafında, bak ardında iki yaşlı insan var ve önünde insanlar, kadınlar, erkekler, çocuklar var yaşamak isteyen, hemen şimdi seninle yaşamak isteyen insanlar var.
Ve sen azgın şelaleler gibi daha, daha yükseklerden düşmeye koşarken durgun sular gibi yaşamak isteyen hayat sahipleri var dört bir yanında.


Nasılda görmüyorsun adam?...

Hırstan ayakların dizlerine yabancılaşmış, ellerin, kolların yakın dallarda çürümeye durmuş kaç meyveyi daha itekleyerek önüne uzanacak?...Hiç yorulmayacak mısın adam?...
Bak limonlar senin için çıtır çıtır su topluyor, elmalar dallarında senin için terliyor, incirler, üzümler senin için ballanıyorlar.


Bak tavuklar, kuşlar, kargalar, küçük serçeler senin için toprağı eşeliyorlar, bulutlar senin için biat edip bir araya geliyor, yağmurlar senin için yağıyor, damla damla başına , omuzlarına, yüzüne düşüyorlar.
Bahçen seni beklerken hangi uzak bahçelerin olmamış meyvelerine göz dikmişsin de, daha kaç ağacın dallarını kırmaya koşuyorsun adam?...

Hırstan dudakların incelmiş, ağzın bıçak kesiği gibi burnunun altını çentip te çizmiş sanki, dilinden ah-u efganlar dökülüyor üstüne başına!...Ağzın kanıyor adam!...


Bütün yumurtalar içinde en büyükleri senin elindeki viyol’ü dolduruyor, en iyi armutları sen istiyorsun, en kırmızı, en sarı, en yeşil elmalar senin poşetlerine dolup boşalıyorlar , matematik bilgin kuru fasulyenin kalibresini bile hesaplamaya yetiyor, daha ne istiyorsun?


Bin ekmek içinde nasibini bulmak için bin ekmeği de elden geçiriyor, bir ekmek biraz daha az yada biraz daha çok pişmeye görsün fırınların kapılarını kırmaya gidiyorsun.
Nasibinden daha başka ve daha fazla kaç ekmek yiyebileceğini sanıyorsun?
Bu nasıl bir açlık ki, hiç doymayacakmış gibi bakıyorsun adam!...

Hırstan saçların deli kevenler gibi olmuş; başının içi boşalmışta dışına vurmuş sanki!… Ne esen rüzgarlardan haberin var, ne gelip geçen günleri hangi kuyularda kaybettiğini hatırlıyorsun adam!...
Bak herkesin bir başı var omuzlarının üstünde, herkesin kendi başının içinde kendi hesapları, kitapları, kendi tilkileri ve o tilkilerin birbirine dolaşık kuyrukları var.


Kanma kimsenin başına ki, kendi başını da kimsenin başını da sen kendin yakmasın.
Sanma ki, tilkilerine uyanlar senden daha iyi rüzgarlara kaptırmışlar varlıklarını, sende herkesin kapıldığı rüzgarlara kapılmışsın .


Bırak Zerdüşt’ün neyi nasıl buyurduğunu, o kayalıkların dorukları insana göre değil, kendi rüzgarına kapılmak için kendi düzlüğüne in adam!...

Hırstan yüzün kararmış, alnın bin yıl yaşamışsın da inadına yaşlanmamışsın gibi sınır çizgileri silinmiş eski haritalara benziyor sanki…Yüzüne bakanlar boş bir kitabı okuyorlar sende, kim bilir kaç kabus görmüşsün de harflerini yitirmişsin, kim bilir ne kadar korkmuşsun adam?...


Dur ve dinle ki; her devir kendi korkusunu kendi zamanından yapar da oturup ona bakar ve her devirde korkularına bakanlar korkuluklarını da kendi korkularından yontarlar.
Bil ki, bütün korkuluklar hep bir korkudan doğarlar adam…

Dur ey Adam!... Koşma!...Allah var!... Korkma!...
Korkma ki, kaçmayasın korkundan, korkma ki, korkuluklara sığınmayasın ve korkma ki, koşmak zorunda kalmayasın!...


Yalan söylemişler sana; koşmak çare değil, koşmak, çünkü hızı kutsamaktır ve hız unutkandır ve hız nankördür ve hız bu devrin korkuluğudur!...


Dur Ey Adam!...Koşma artık…


Korkma ve unutma; ‘’…Allah bize yeter ve O ne güzel vekildir…’

Şahin Torun


Tarih: 21:13, 31/8/2009 Kategori: Hayata dair___
Yorum (9) | Yorum yaz | Bağlantı
<- Sonraki Sayfa ->



BLOG DESİNG BY AHMEDS


Muhabbet Fedaileri Facebook sayfası paylaşımlarımız