Can Ahmedim s.a.v.

Can Ahmedim s.a.v

Ana Sayfa Profilim Arşiv

Hakkımda

ahmeds...Güzellikler Rabbimizden,kusurlar nefsimizdendir... "Fânîyim, fânî olanı istemem; âcizim, âciz olanı istemem.Rûhumu Rahmân;a teslim eyledim, gayr istemem.İsterim, fakat bir yâr-ı bâkî isterim.Zerreyim, fakat bir Şems-i Sermed isterim.Hiç ender hiçim, fakat bu mevcudâtı birden isterim." Bediüzzamana hz.


Kategorilerim



Yazılarım

Çaresizlik çığlığı...
Vermek güzelleştiriyor insanı...
Ey dost! Ayna’ya iyi bak! Güzelliğin kaynağını gör!...
Tut Yüreğimin Ellerinden...
Ey gönül, “GÖNÜL” ol!…
Seni Hatırlatıyor!...
Allah için sevmek...
Aradığım sendin güle dönerken şafaklar, küllenirken akşamlarR
Gün Işığına DeğiL, Güneşe Dön!..
Haykırasım geliyor; hey “ben” neredesin?...


Dostlarım

binbirhuzun
yurekyanginlari
mehmet toprak
vaktivisal
Blogcu Yardım
Gül Hanım GüRSOY
feyzanur2000
mnelam
cennetkokusu
metekan
tillsim
sohbetsevenler
nasibim
hdk
cankurban
geceesintisi
teksin61
2563
rufeydem
simuzer60
esmalal
peygamberhayati
nuruhilal
osizsiniz
kaprislikalp
gülnaz hasköy
anguzelblogg
dostilleri
resimdostu
nisanur83
umutsahili82
acigul
seyyahcagri
mutluluklardiyarim
islamiilimler
gulozturk
bilginerdogan
nuruahsen
edebinur
hattatin
Adem Armağan
acizgonul
YuSuF YüZLü
allahbesbakiheves
sevinlibebek
manayolcusu
nurumuhammed
laluask34
serpilobakizi
mine78
saklidiyar
mustafa mazlum
bolahenkk
risaleinurdanvecizeler
huzurdenizi huzur
sukutzamani
miniknurcular
kureysi
mechulsair09
firdevs78
nursahkaraca
peygamberrefendimiz
kardelenceyim


Uğradıklarım

* ahmeds (Güzellikler Rabbimizden...)
* sorularla risaleinur.com
* vehbivakkasoglu.com/
* Canlı Risale-i Nur
* nuriklimi.wordpress
* ahmeds.azbuz.
tıklayınız tıklayınız tıklayınız tıklayınız tıklayınız tıklayınız tıklayınız tıklayınız


Selamlaşma köşesi

DUYURU PANOSU

Sevgili gönül dostlarım
son günlerde ismimle benzer isimlerde değişik kardeşler türedi bilmenizi isterimki isim olarak facebook ta ahmed ak spacede ahmeds ve blogcu da canahmedim den başka kullandığım isim yoktur ve bir tek profil resmim var.iyi insanlar olduğu kadar art niyetlilerinde olabileceği ihtimaline karşılık bilginize
ahmeds
Ey Yolcu ! Nereye bu gidiş? Güven nerde, Ahde Vefa nerede kaldı... ?

Albümü açmak için üzerine tıklayınız



Efendimiz (sav)


Ahirzaman Asrından Asr-ı Saadete sesleniş
Sevgili Peygamberimiz (sav)e mesajınızı iletmek için resme tıklayın
Image Hosted by ImageShack.us

 KUTLU DOGUM İÇİN MESAJ BIRAK
Image Hosted by ImageShack.us


Efendimizin s.a.v. Duası

Rasül-i Ekrem Efendimiz namaza başlarken kendisi için şöyle duâ etmiştir: “Ey Allah'ım hatalarımı benden doğu ile batı arasındaki mesafe kadar uzak kıl. Ey Allah'ım beyaz elbisenin kirli paslı elbiseden ayıklandığı gibi beni de günahlarımdan pâk eyle. Ey Allah'ım beni katında bulunan mânevî kar, su ve dolu ile yıka”


Image Hosted by ImageShack.us
amin


meajınızı yazmak için resme tıklayın.




VEDA HUTBESİ

Image Hosted by ImageShack.us

Image Hosted by ImageShack.usVeda HutbesiImage Hosted by ImageShack.us

Bismillahirrahmanirrahîm

EY İNSANLAR!
Sözümü iyi dinleyiniz.Bilmiyorum, belki bu seneden sonra sizinle burada ebedi olarak bir daha birleşemeyeceğiz.

İNSANLAR!

Bu günleriniz nasıl mukaddes bir gün ise, bu aylarınız nasıl mukaddes bir ay ise, bu şehriniz (Mekke) nasıl mübarek bir şehir ise, canlarınız, mallarınız da öyle mukaddestir, her türlü tecâvüzden korunmuştur.

ASHABIM!

Yarın Rabbinize kavuşacaksınız ve bugünkü her hal ve hareketinizden muhakkak sorulacaksınız. Sakın benden sonra eski sapıklıklara dönüp de birbirinizin boynunu vurmayınız! Bu vasiyyetimi burada bulunanlar, bulunmayanlara bildirsin! Olabilir ki bildiren kimse, burada bulunup da işitenden daha iyi anlıyarak muhafaza etmiş olur.

ASHABIM!

Kimin yanında bir emanet varsa onu sahibine versin. Faizin her çeşidi kaldırılmıştır, ayağımın altındadır. Lâkin borcunuzun aslını vermek gerektir. Ne zulmediniz, ne de zulme uğrayınız. Allah'ın emriyle faizcilik artık yasaktır. Cahilliyetten kalma bu çirkin âdetin her türlüsü ayağımın altındadır. İlk kaldırdığım fâiz de Abdulmuttalib'in oğlu (amcam) Abbas'ın faizidir.

ASHABIM!

Cahilliyet devrinde güdülen kan dâvâları da tamamen kaldırılmıştır. Kaldırdığım ilk kan davası Abdulmuttalib'in torunu (amcazadem) Rebia'nın kan davasıdır.

İNSANLAR!

Bugün şeytan sizin şu topraklarınızda yeniden tesir ve hakimiyet kurmak gücünü ebedi suretle kaybetmiştir. Fakat siz; bu kaldırdığım şeyler dışında, küçük gördüğünüz işlerde ona uyarsanız bu da onu memnun edecektir. Dininizi korumak için bunlardan da sakınınız!

İNSANLAR!


Kadınların haklarını gözetmenizi ve bu hususta Allah'tan korkmanızı tavsiye ederim. Siz kadınları, Allah emaneti olarak aldınız; onların namuslarını ve iffetlerini Allah adına söz vererek helal edindiniz. Sizin kadınlar üzeridne hakkınız, onların da sizin üzerinizde hakları vardır. Sizin kadınlar üzerindeki

hakkınız, onların, aile yuvasını, hoşlanmadığınız hiçbir kimseye çiğnetmemeleridir. Eğer razı olmadığınız herhangi bir kimseyi aile yuvanıza alırlarsa, onları hafifçe döğüp sakındırabilirsiniz. Kadınların da sizin üzerinizdeki hakları, memleket göreneğine göre, her türlü yiyim ve giyimlerini temin etmenizdir.


MÜ'MİNLER!


Size bir emanet bırakıyorum ki ona sıkı sarıldıkça yolunuzu hiç şaşırmazsınız. O emanet Allah Kitabı Kur'andır.

MÜ'MİNLER!

Sözümü iyi dinleyiniz ve iyi belleyiniz! Müslüman müslümanın kardeşidir, böylece bütün müslümanlar kardeştir. Din kardeşinize ait olan herhangi bir hakka tecavüz başkasına helal değildir. Meğer ki gönül hoşluğu ile kendisine vermiş olsun...


ASHABIM!

Nefsinize zulmetmeyiniz. Nefsinizin de üzerinizde hakkı vardır.

İNSANLAR!

Allah Teala her hak sahibine hakkını (Kur'an'da) vermiştir. Varise vasiyet etmeğe lüzum yoktur. Çocuk kimin döşeğinde doğmuşsa ona aittir. Zina eden için mahrumiyet vardır. Babasından başka bir soy iddia eden soysuz, yahut efendisinden başkasına intisaba kalkan nankör, Allah'ın gazabına, meleklerin lanetine ve bütün müslümanların ilencine uğrasın! Cenab-ı Hak, bu gibi insanların ne tevbelerini, ne de adalet ve şahadetlerini kabul eder.

İNSANLAR!

Rabbiniz birdir. Babanız da birdir; hepiniz Âdem'in çocuklarısınız, Âdem ise topraktandır. Allah yanında en kıymetli olanınız, O'na en çok saygı göstereninizdir. Arabın Arap olmayana -Allah saygısı ölçüsünden başka- bir üstünlüğü yoktur.

İNSANLAR!

Yarın beni sizden soracaklar, ne diyeceksiniz?

"-Allah'ın elçiliğini ifa ettin, vazifeni yerine getirdin, bize vasiyet ve öğütte bulundun diye şahadet ederiz." (Bunun üzerine Resûl-i Ekrem mübarek şahadet parmağını göğe doğru kaldırarak sonra da cemaat üzerine çevirip indirerek şöyle buyurdu.)

Şahid ol yâ Rab!

Şahid ol yâ Rab!

Image Hosted by ImageShack.usŞahid ol yâ Rab!Image Hosted by ImageShack.us



Zaman



www.flickr.com
canahmedim's Esmaül-Hüsna photoset canahmedim's Esmaül-Hüsna photoset




Aradığım sendin güle dönerken şafaklar, küllenirken akşamlarR

Aradığım sendin güle dönerken şafaklar, küllenirken akşamlar…
Gül kızıllığında müjdeler aradım ebrulî bulutlardan hüzme hüzme süzülürken ışıklar.
Çöl benim içimde, acı benim içimde. Mecnun’un, geceler ve gündüzler boyu Leylî iniltilerini bir ney gibi dinleyen kum taneleri ayaklarımın altında ateş ateş çoğalırken, geceyi özlüyorum. Gecelerde dolunaylar gibi doğasın diye ufkumda yâr!
Çölün sessizliğine düşerken yıldızlar, yüreğimin kuytularına serinlikler insin cennet cennet ne olur! Bir aslan avcısının çölün hür ufuklarında geceyi yorumlayıp da, “Ebedi ve ezeli Sevgilinin dört duvar arasına sıkıştırılamayacağını anladım.” deyişi gibi ben de gönül semalarımda yıldız yıldız beliren mühürlerine bakıp seni yaşamak istiyorum içimde ey sevgili!
Benim için her gül yaprağında sen, her yağmurda sen, her rüzgârda sen… Varlığım seninle… Zamana senin adınla mühür vuruyorum. O mühürler ki, zamanın sonsuza uzandığı yerde ancak yine senin adınla açılır, yine senin adınla okunur.
Gönlümün gaflet çölünde perişan düştüğü demlerde hasretimi affıma ferman say da ne olur ötelerin tütsüsüyle yeni mühürler vur yüreğime. Zaman ırmağının donduğu ötelerde de açılacak sonsuza uzanan yeni mühürler.
Yüreğim seninle mühürlensin.
Adım, adınla bilinsin yâr! Adımlarım ne yana dönse sana olsun.
Ki, sen her yanımdasın. Biliyorum şah damarımda akan kan, daha yakın değil bana senden.
Yakınlığın gül tadında yanmaksa eğer uğruna, ne olur beni de yak yaprak yaprak aşkınla. Bin kerre bozduğum tövbelerden sonra yeni baştan yazılsın gecenin en mahrem saatlerinde aşk kitabım. Kitaplar kitabından nasibime ilkin nasıl adın düşmüşse, yine öyle adınla başlasın satırlar. Nice gönlü bin parçaya bölen Züleyha bakışlı güzellerin aşk sayfaları rafa kaldırılsın Yusuf kanatlarıyla.
Titreyen dudaklarımdaki son mühür, son isim, son çağrı son tat adın olsun…


Bunu affıma ferman bilirim.
Sen varsan yâr, her şey bana yâr!
Vücut zindanında sana müştak gönlüm nice baharlar yaşar adınla yağmur yağmur, demet demet.
Mısır’a sultan olmak değil mi ki ışığa hasret köhne zindanlardan geçiyor, beni de nefsin zindanında esarete mahkûm bir Yusuf say da, arındır ve sonra da kavuştur özgürlüğüme yâr!
Bilirsin, özgürlüğüm, sana tutsaklığımdır.

Arzuların kör kuyusuna benim de atılmışlığım vardır. Ne olur beni de Yusuf’lardan say, yolla ümit kervanlarını, sal rahmet kovanı.
Ufkum senin rahmetinle şenlensin. Göz sahillerimde dalgalar senin adınla coşsun.
Tesellim; hasretimdir, gözyaşımdır, umudumdur…
Bulut bulut dolan yüreğimden sana akıtıyorum gözyaşlarımı yâr! Önce adın, sonra adımlarım… Ben bir gelirken sen iki gelensin. Benim için bana benden daha çok yönelensin.
Çağları aşan çağrılarınla günü beş parçaya bölerken, ne olur her parça benim için bir altın dilim olsun secde secde sana yönelişlerimle…

Osman Alagöz


Tarih: 20:58, 5/10/2009 Kategori: Hissiyatimiz___
Yorum (9) | Yorum yaz | Bağlantı

Haykırasım geliyor; hey “ben” neredesin?...

Hakikatin hakiki yüzü...

Yorgun yüreği umutla umutsuzluk arasında salınıp duruyor… İsteklerine isteksiz… Sıradanlığın seyrinde çırpınıyor çaresizlikle… Emeller elemlerle alude… Dert dergâhının devrik dervişi gibi dolaşıyor dolambaçlı yollarda…

Delik deşik olmuş duygularla hissizleşmiş ve yalnızlaşmış yaşıyor yaşamın kıyılarında… Gurbet nedir, sıla neresidir bilmeden soruyor gittiği sinelere… Gurbet oku saplanmışken yüreğine, sevgi sayıklıyor tereddüt diyarlarda… Acılara ağlayamıyor, sevinçlere gülemiyor sabahsız akşamlarda… Buruk bakıyor ufkun kızıllığına… Ellerini uzatıyor tutamadığı yalnızlığa, yüreğinden akıyor acılar…

Boş gönlü hoşluk arıyor… Ağlasa denizler kurur, gülse dağlar savrulur mu ki? Kıpır kıpır kalbi, kanatlanmak uçmak istiyor bu diyarlardan bilmediği diyarlara… Neresiyse burası doyurmuyor onu, açlığın acısından taş bağlayası geliyor yüreğine…

Çile çemberi yırtılsa yar olur mu sevinç çığlıklar? Gurbete mi yolculuğu, yoksa gurbet mi onun içinde yolcu… Bırakamıyor burukluğu, terk edemiyor hüznü… Şenlendirmiyor şarkılar, sözler, sazlar…

 Ben buyum bunlar benim diyemediği diyarda dirençsiz, isteksiz ve çaresiz… Her şey, herkes onu çağırırken o kendinden kaçıyor, nereye kaçtığını bilmeden… Boş elleriyle yüreğinin sızısına bastırıyor… Bakışlar baygın, yüz süzgün, dizler dirençsiz, ayaklar ağır… Güleceği gurbete yürüyor yarım ve yırtık yüreğiyle…

Sıla, sıradan sevgili… Sığ sularda saklanır mı sevgili… Hayat, erişilmez ve vazgeçilmez gizli sevgili…

Sahiplenmek mi, sahip olmamak mı saadet? Çile çekilmeye mi, safa sürülmeye mi gelindi buraya? Ağlamalar aşkı beka ağlamaları mı? Ayrılıklarda gülen var mı?

Gönül suyu gözlerinden damlıyor… Yakınları yakıyor yüreğini… “Ben benim değil” kime ne diyebilir? Sensizlik ve sessizlik solukluyor kimsesizlikte… Kendinde kayıp, “gül”ünü arıyor…

Her şey çok mu basit, çok mu karmaşık? Çok mu karamsar, çok mu iyimser? İçin içine sığmazken, içinde kayboluyor birden…

Kimsesizlik kuyusunda örümcek ağlara tutunmakla tutunmamak arasında salınıyor… Canı titriyor yalnızlık rüzgârlarından… Gurbet bulutların hüzün sağanağında sırıl sıklam…

Haykırası geliyor; hey “ben” neredesin? Hakikat havzında erimişliği kabul edebilecek misin? Buzul güveni ile gülebileceğini inanıyor musun?

Sen sen ol, sensizliğini savur varlığın yokluğunda… Yokluğun varlığında bulursun kendinle birlikte her şeyi… Küsmek ve ağlamak değil hakikat ağlarına takılmakla çıkarsın gülen gün yüzüne…

Sıla sevmekle, ayrılık aşkı çekmekle gidilir ve gelinir, gidilmez ve gelinmez diyarlarda…

“Ben”le buluşulur aşktan öte sevgiliyle… Ağlamanın ve sevinmenin suskunluğunda söylenir ve dinlenir vuslat… Misali sevgililerden hakikat sevgisini ve sevgilisini bulmakla geçer gücenmeler ve gücendirmeler… Çeşitten ve cerbezeden geçmekle görünür, gerçeğin göz bebeği… Çer çöple kaplanmışsa gözün ufku, gönlün derinliğinden korkarsın…

Korkuları kaybetmekten korkma, kendini kendinde kaybetmekle bul hakikatin hakiki yüzünü ve özünü...

Hüseyin EREN


Tarih: 21:10, 23/9/2009 Kategori: Hissiyatimiz___
Yorum (4) | Yorum yaz | Bağlantı

BIRAKIN ARDINA KADAR AÇIK KALSIN...

 

Vaktidir, bırakın ardına kadar açık kalsın yüreğinizin rahmet ve merhametin billur kaynaklarına susamış kapıları, gönlünüzü örten gaflet tülü bırakın bir seher yeliyle aralansın. Tan ağarışlarında susamaya and içen dilleriniz, bırakın bir akşam vakti duayla suyla Rahman ve Rahim olanı ansın…

Şimdi zaman üstü bir zamandasın, yalnızlığın yok yanı başında tek bu zaman diliminde gurbeti tadar yalnızlık, çünkü birlik ve beraberliğin yürekleri kenetlediği bir rıhtıma demir atmıştır yüreğin. Bu an ki, Paylaşmanın doğuşuna şahitlik etmiştir, on bir aylık bir veda güneşinin battığı tepelerin ardından…

Bir dinle yüreğini, nefes alış verişlerin bile değişmedi mi? Sinene çektiğin oksijen bile YA HAYY diye dolaşıyor tabiattın kucağında. Kalp atışlarına bir kulak ver, duyamazsın eski ezgisini, çünkü o, bu vakit de sana yepyeni bir besteyle gelmiştir. Bak! Sessiz ol! Ne diyor, YA RAH-MAN, YA RAH-MAN, YA RAH-MAN…

İş de, ondandır sana bu feryadı figanım kapatma yüreğinin kapılarını seninle konuşmak isteyen, zerrelerinde bile kulunun yolunu gözleyene. O (cc), Allah (azze ve celle), seni bekliyor. On bir vakittir yolunu gözlediği, gönül kapılarında karamsarlık goncaları yetiştirdiği kuluna, umut gülleri sunmak istiyor.

Ilgıt ılgıt esen bir af rüzgârıyla gönül hanene girip seni arındırıp, akşam seherinde gönül hanene mükâfatların en büyüğü olan bağışlanma müjdesini bırakıp seni tüm vakitlerin biriktirdiği kirden kurtarmak istiyor.

Gecelerine gün, günlerine gece, boşluklarına köprü, özlemlerine vuslat, sevdanı sevdalıya kavuşturmana vesile, yüreğini saran gaflet sarmaşıklarının her bir yaprağını amber kokularıyla donanmış tomurcuklarla süslemek istiyor.

Attığın bir adımı bin, andığın bir duayı on bin, günahını hiç, tövbelerini çokça, zikrine, fikrine, şükrüne armağanlar vermek istiyor. Rabbin seni huzuruna bu ay arındırmak için bekliyor…

Bırak geçmiş vaktin hatalarına takılıp düşmeyi, O(cc), sana sonsuzluk vaat ediyor. Kirlerimden nasıl arınırım diye söylenme, bir damla saf gözyaşın makamında binlerle karşılanıyor. Sadece yüreğinin kapısını arala, O(cc), sana arşın umut yüklü kapılarını ardına kadar açıyor.

YÂ ERHAMERRÂHİMİN, YÂ GAFFÂREZZÜNÛB, YÂ ATİKARRİKÂB demek bile sana sayısız mükâfatlar sunuyor. SENİ YARATAN SENİ SENDEN ÇOK SEVİYOR OLMALI Kİ, ON BİR AYIN GÜNAHINI BİR AYDA TEMİZLİYOR…

Sen yeter ki yüreğinin kapılarını ardına kadar aç ve iste Ondan, Rabbim öyle yüce ki, kulum isterde ben vermez miyim diyor…

 

 

RABBİM BİR ÖMRÜ RAMAZAN GİBİ YAŞAYANLARDAN EYLESİN…

 

İlknur DOĞANAY


Tarih: 11:31, 25/8/2009 Kategori: Hissiyatimiz___
Yorum (12) | Yorum yaz | Bağlantı

Buz dağları erirken...

  

Gözler ufuklarda...
Çilekeş bir hayatın ardından
Ak müjdeler getirecek göçmen kuşlar
Anneler yine sevmesini öğrenecek
Sâbâ ılık ılık esmese de ruhlara
Ümit sünbüllenecek müjde müjde
...Ve bir gün beyaz güvercinler dünyamıza...
Daha fazla boğulmasın diye körpe gönüller
Yağmurlarla gelecek…

Tutuşan yüreğinden sevgi damıt zamana
Kıvılcımlar özünün destânını yazsın
Küsmesin diye yarınlar
Solmasın diye güller gönül bahçelerinde
Kasırgalar
Benlikleri yerle-bir etsin
Sevdâlara ağıtlar yakılsın
Med-cezirler sancı süzsün beyninden.

...Ve sen ağlamayı öğren...

Okyanusların tuzağına kapılırken insanlar
Yalancı gemilerin seferlerinden kurtuluş umarken
Oysa güneş,
Ne güzel şiirler yazar
Kan rengi gözyaşlarıyla...
“Duymasını bilene çöller bile ses verir”
Leylâ’nın güzelliğinde
Mecnûn’un cinnetinde
Umut gizlidir.
“Yazılsın yeni baştan efendim
Buhran insanlığın Allah’tan uzak hâlidir.”

Nice buzdağları gözyaşı olmuştur
Sevginin ateşinden.
Nice volkanların üstünde çiçekler açmıştır
Secdelerin nûrundan.
Bekle...
Minik eller gül yerine gülle tutarken
Genç kızlar ölüme gelin giderken
Hoyratlar tomurcukları yakarken
Analar, bulutlarla ağıt yakarken
Bekle...
Lâkin
Ümidimiz solmasın
Ve bu bekleyiş dostum
Yenilgiye dâvet olmasın...

Nurgül ÖZCAN



Tarih: 19:13, 9/8/2009 Kategori: Hissiyatimiz___
Yorum (8) | Yorum yaz | Bağlantı

Sevgiliyle buluşma vakti:Namaz...

Huzurda olmanın huzuruyla, manasını bilerek, tek, yüce ve sonsuz olduğunu idrak ederek geldim huzuruna... "Namaz huzur iledir" dedin. Bir hiç olmanın bilinci ile huzuru yaşıyorum. Ve biliyorum ki hiç olan yaşar huzuru, yaşayan bilir namazı…

Yuvasını arayan kumru gibi "Nerede, nerede, nerede?" diye Seni ararken, Namazda bana dedin ki:
Nerede olacak? O rahmet sıfatları nerede ise orada olacak…
Güç, kuvvet, nezaket, temizlik, anlayış, duyuş ve görüş nerede ise orada olacak…
Nerede olacak? Arslanın daima ormanda bulunduğu gibi o da her zaman, gönlünün, düşüncenin bulunduğu yerde olacak
Nerede olacak? İnsan bir hastalığa yakalanınca gözü ümit kanatlarını açar, sağlığa sıhhate uçar ya, işte orada olacak.
Hoş olmayan bir şeyi, bir kötülüğü defetmek, bir felâketi atlatmak için başvurduğun, yalvardığın kapıda; harman savurmak, bir gemiyi götürmek için rüzgar beklediğin yerde olacak
Gönlün işaret ettiği dilinle "Ya Hu, ya Hu, ya Hu!" diye dile getirdiğinde her an seninle olacak…
İşte geldim ve huzurundayım Rabbim, emrine hazırım!
Huzurda olmanın huzuruyla, manasını bilerek, tek, yüce ve sonsuz olduğunu idrak ederek geldim huzuruna...
"Namaz huzur iledir" dedin. Bir hiç olmanın bilinci ile huzuru yaşıyorum.
Ve biliyorum ki hiç olan yaşar huzuru, yaşayan bilir namazı…

Geldim huzuruna Rabbim…
Abdestin diriltici nefesiyle ve ruhuma işlenen manasıyla, ardında geçmişi ve geleceği bırakarak anı yaşamanın sevinci ile geldim…
Gönül secdeleri ile geldim…
Her yandan üzerime yüklendikçe yüklenen ve beni boğmak isteyen emaneti sahibine vermenin rahatlığı ve güveni ile geldim.
Rabbim, Sen gelenleri boş çevirmezsin, duamı, niyetimi kabul eyle!
Ve "Allahuekber" dedim.
Tevhidin o sonsuz nuru geldi gözümün önüne ve bu ne büyük lütuf, ihsan ve cömertlik diye düşündüm. Elhamdülillah dedim. Hamd ettim Sana. Cennet ehlinin en son duasını okudum "Elhamdü lillâhi Rabbi'l-Âlemin" diyerek…
Çünkü Seninle olmanın adıydı cennet ve ben cennette idim; yani Seninleydim.
İşte o an tüm sancılardan, dar noktalardan, üzüntü ve korkulardan kurtuldum.
Ve ya Rabbi, her ezanda davet ettiğin, "Haydin felaha, haydin kurtuluşa!" sözünü o an anladım. Nefisten azad olup ruhun derinliklerine ve anlatılanların değil, bizzat yaşananların olduğu bir âleme daldım. Ve dalgıçlar gibi inciler mercanlar topladım. Her bir buluş bir uyanıştı benim için. Her bir uyanış da hayreti uyandıran bir hayranlık…

Senden başka bildiğim yok
Ey Sevgiliyle buluşmanın ve bir olmanın adı namaz. Yoluna bir değil binler can feda olsun.
Sana verilen canlar cananı bulur. Ne güzel bulduransın, sevgiliyle buluşturansın.
Ey gözleri ve gönülleri aydınlatan, kurtar bizi nefsin karanlıklarından!
Âdem'e bizzat isimleri sen öğrettin. Evet bana da namazda öğretiyorsun.

Tek olanın seyrine namaz ile yelken açıyorum. O İlâhî rüzgar beni kulluğuma, yani öz bilincime götürüyor ve bu bilinç ve marifetle Sana ulaşıyorum Rabbim.
Ey gözümün nuru namaz. Sen olmasa idin bu göz ne ile seyrederdi bu varlıkları, ne ile manalandırırdı?
Bütün eksikliklerden münezzehsin Rabbim. Gösterdiğin ve göstereceğin sonsuz hakikatler için Sana hamd olsun.
Beni namaz ile yücelttin. Yüce âlemlerini seyrettirdin. Vahdet denizine daldırdın. Ne güzel bir halde bittim ki, şimdi Senden başka bir şey ile ne görüyor, ne işitiyor, ne görüyorum. Ümmilik sırrını yaşıyorum. Yani Senden başka bildiğim yok. Seni biliyorum, her şey bana ayan oluyor.
Gördükçe anladım ki Senin yardımın olmadan ben bir hiçim. Ancak Seninle varım.
Anladım ki, aciz olan bizler çaresizlik içinde yuvarlanırken, ancak Senin ipine, namaza sarılanlar kurtulur. Benlik denilen büyük savaştan ancak secde edenler zafere ulaşır.

İşte huzurunda, kıyamdayım
Senin haşmet-i Uluhiyetin karşısında Rabbim bizler bir hiçiz. Yardımını bizden esirgeme. Sen cömert olanların en cömerdisin
Bizi "Onlar her daim namazdadırlar" âyetinin sırrına ulaştır. O nasıl bir anıştır ki, kesintisizdir. Yoksa Hz. Fatıma'nın "Rabbim beni bir an bile olsun nefsimle baş başa bırakma" duasının mı tecellisidir?
Var olan sadece Sensin. Beni hiçliğimin zirvesine ulaştır ki ben de Habibin gibi "Ey Rabbim, Senin yardımın olmadan ben bir hiçim" sözünde seninle olayım.
Her nefeste anışın zevkine varayım. Ve huzurda olayım.
Sen değil misin ki toprağa, yani Âdem'e can veren. Âdem senden öğrendiği ilimle yedi kat göğü aydınlattı. Evet toprak nurunla aydınlandı.
Ona öyle bir ilim verdin ki, o manen yüceldi de melekleri bile geride bıraktı.
İşte ben de Âdem'in safiyeti ve tevbesi ile huzurunda, kıyamdayım.
Kulluğumu arz etmek, acziyetimi sunmak ve bunlar ile azametini duymak için huzurundayım.
Suçlarımı itiraf ve büyüklüğünü ikrar için buradayım.
Yüce âleminde tüm kâinatı arkama aldım ve gönlümü Sana açtım.

Her şeyimi Sana sunuyorum
"Göklere ve yere sığmadım, ancak mü'min kulumun gönlüne sığdım" sırrı ile bu aciz Seni davet ediyor.
"Kulum Bana bir adım yaklaşırsa, Ben ona on adım giderim" ümidi ile Sana yalvarıyor.
Tek çaresinin Sen olduğunu çileler ile defalarca anlamanın susamışlığı içinde sesleniyor.
Tüm varlığını, her şeyini Sana feda ediyor.
"Hasbünallahu ve ni'me'l-vekil" sırrı ile Seni kendine vekil tayin ediyor.
Anam babam, yani varlığım adına beni ben yapan manalar adına ne varsa hepsi Sana feda olsun, diyen âşıklar gibi... Ben de her şeyimi, ama her şeyimi Sana sunuyorum.
Rahmetin her şeyi kuşatmıştır, bunu biliyoruz. Ancak onu yaşamanın bilincinde bizi yaşat ve daim eyle. Eyle ki Rabbim ereğimize ulaşalım. Kendimizi bilelim. "Nefsini bilen Rabbini bilir" manasının ne olduğunu anlayıp Hz. İsa'nın hakikatine vakıf olalım.
Ve anlayalım böylelikle neye ayine olduğumuzu, insan muammasının neye gebe olduğunu?
"Ey insan dikkat et, kendini oku! Zerresin, ama kâinata gebesin" diyen mana sultanının "Said tam toprak olmak lazım ve elzemdir" dediği ve toprak olmakta bulduğu sonsuzluğu keşfedelim .
Bütün beşerî vasıfları arkamıza atıp Cemalini seyre dalalım.

Kubilay Aktaş


Tarih: 11:21, 2/8/2009 Kategori: Hissiyatimiz___
Yorum (2) | Yorum yaz | Bağlantı
<- Sonraki Sayfa ->



BLOG DESİNG BY AHMEDS


Muhabbet Fedaileri Facebook sayfası paylaşımlarımız