Can Ahmedim s.a.v.

Can Ahmedim s.a.v

Ana Sayfa Profilim Arşiv

Hakkımda

ahmeds...Güzellikler Rabbimizden,kusurlar nefsimizdendir... "Fânîyim, fânî olanı istemem; âcizim, âciz olanı istemem.Rûhumu Rahmân;a teslim eyledim, gayr istemem.İsterim, fakat bir yâr-ı bâkî isterim.Zerreyim, fakat bir Şems-i Sermed isterim.Hiç ender hiçim, fakat bu mevcudâtı birden isterim." Bediüzzamana hz.


Kategorilerim



Yazılarım

Çaresizlik çığlığı...
Vermek güzelleştiriyor insanı...
Ey dost! Ayna’ya iyi bak! Güzelliğin kaynağını gör!...
Tut Yüreğimin Ellerinden...
Ey gönül, “GÖNÜL” ol!…
Seni Hatırlatıyor!...
Allah için sevmek...
Aradığım sendin güle dönerken şafaklar, küllenirken akşamlarR
Gün Işığına DeğiL, Güneşe Dön!..
Haykırasım geliyor; hey “ben” neredesin?...


Dostlarım

binbirhuzun
yurekyanginlari
mehmet toprak
vaktivisal
Blogcu Yardım
Gül Hanım GüRSOY
feyzanur2000
mnelam
cennetkokusu
metekan
tillsim
sohbetsevenler
nasibim
hdk
cankurban
geceesintisi
teksin61
2563
rufeydem
simuzer60
esmalal
peygamberhayati
nuruhilal
osizsiniz
kaprislikalp
gülnaz hasköy
anguzelblogg
dostilleri
resimdostu
nisanur83
umutsahili82
acigul
seyyahcagri
mutluluklardiyarim
islamiilimler
gulozturk
bilginerdogan
nuruahsen
edebinur
hattatin
Adem Armağan
acizgonul
YuSuF YüZLü
allahbesbakiheves
sevinlibebek
manayolcusu
nurumuhammed
laluask34
serpilobakizi
mine78
saklidiyar
mustafa mazlum
bolahenkk
risaleinurdanvecizeler
huzurdenizi huzur
sukutzamani
miniknurcular
kureysi
mechulsair09
firdevs78
nursahkaraca
peygamberrefendimiz
kardelenceyim


Uğradıklarım

* ahmeds (Güzellikler Rabbimizden...)
* sorularla risaleinur.com
* vehbivakkasoglu.com/
* Canlı Risale-i Nur
* nuriklimi.wordpress
* ahmeds.azbuz.
tıklayınız tıklayınız tıklayınız tıklayınız tıklayınız tıklayınız tıklayınız tıklayınız


Selamlaşma köşesi

DUYURU PANOSU

Sevgili gönül dostlarım
son günlerde ismimle benzer isimlerde değişik kardeşler türedi bilmenizi isterimki isim olarak facebook ta ahmed ak spacede ahmeds ve blogcu da canahmedim den başka kullandığım isim yoktur ve bir tek profil resmim var.iyi insanlar olduğu kadar art niyetlilerinde olabileceği ihtimaline karşılık bilginize
ahmeds
Ey Yolcu ! Nereye bu gidiş? Güven nerde, Ahde Vefa nerede kaldı... ?

Albümü açmak için üzerine tıklayınız



Efendimiz (sav)


Ahirzaman Asrından Asr-ı Saadete sesleniş
Sevgili Peygamberimiz (sav)e mesajınızı iletmek için resme tıklayın
Image Hosted by ImageShack.us

 KUTLU DOGUM İÇİN MESAJ BIRAK
Image Hosted by ImageShack.us


Efendimizin s.a.v. Duası

Rasül-i Ekrem Efendimiz namaza başlarken kendisi için şöyle duâ etmiştir: “Ey Allah'ım hatalarımı benden doğu ile batı arasındaki mesafe kadar uzak kıl. Ey Allah'ım beyaz elbisenin kirli paslı elbiseden ayıklandığı gibi beni de günahlarımdan pâk eyle. Ey Allah'ım beni katında bulunan mânevî kar, su ve dolu ile yıka”


Image Hosted by ImageShack.us
amin


meajınızı yazmak için resme tıklayın.




VEDA HUTBESİ

Image Hosted by ImageShack.us

Image Hosted by ImageShack.usVeda HutbesiImage Hosted by ImageShack.us

Bismillahirrahmanirrahîm

EY İNSANLAR!
Sözümü iyi dinleyiniz.Bilmiyorum, belki bu seneden sonra sizinle burada ebedi olarak bir daha birleşemeyeceğiz.

İNSANLAR!

Bu günleriniz nasıl mukaddes bir gün ise, bu aylarınız nasıl mukaddes bir ay ise, bu şehriniz (Mekke) nasıl mübarek bir şehir ise, canlarınız, mallarınız da öyle mukaddestir, her türlü tecâvüzden korunmuştur.

ASHABIM!

Yarın Rabbinize kavuşacaksınız ve bugünkü her hal ve hareketinizden muhakkak sorulacaksınız. Sakın benden sonra eski sapıklıklara dönüp de birbirinizin boynunu vurmayınız! Bu vasiyyetimi burada bulunanlar, bulunmayanlara bildirsin! Olabilir ki bildiren kimse, burada bulunup da işitenden daha iyi anlıyarak muhafaza etmiş olur.

ASHABIM!

Kimin yanında bir emanet varsa onu sahibine versin. Faizin her çeşidi kaldırılmıştır, ayağımın altındadır. Lâkin borcunuzun aslını vermek gerektir. Ne zulmediniz, ne de zulme uğrayınız. Allah'ın emriyle faizcilik artık yasaktır. Cahilliyetten kalma bu çirkin âdetin her türlüsü ayağımın altındadır. İlk kaldırdığım fâiz de Abdulmuttalib'in oğlu (amcam) Abbas'ın faizidir.

ASHABIM!

Cahilliyet devrinde güdülen kan dâvâları da tamamen kaldırılmıştır. Kaldırdığım ilk kan davası Abdulmuttalib'in torunu (amcazadem) Rebia'nın kan davasıdır.

İNSANLAR!

Bugün şeytan sizin şu topraklarınızda yeniden tesir ve hakimiyet kurmak gücünü ebedi suretle kaybetmiştir. Fakat siz; bu kaldırdığım şeyler dışında, küçük gördüğünüz işlerde ona uyarsanız bu da onu memnun edecektir. Dininizi korumak için bunlardan da sakınınız!

İNSANLAR!


Kadınların haklarını gözetmenizi ve bu hususta Allah'tan korkmanızı tavsiye ederim. Siz kadınları, Allah emaneti olarak aldınız; onların namuslarını ve iffetlerini Allah adına söz vererek helal edindiniz. Sizin kadınlar üzeridne hakkınız, onların da sizin üzerinizde hakları vardır. Sizin kadınlar üzerindeki

hakkınız, onların, aile yuvasını, hoşlanmadığınız hiçbir kimseye çiğnetmemeleridir. Eğer razı olmadığınız herhangi bir kimseyi aile yuvanıza alırlarsa, onları hafifçe döğüp sakındırabilirsiniz. Kadınların da sizin üzerinizdeki hakları, memleket göreneğine göre, her türlü yiyim ve giyimlerini temin etmenizdir.


MÜ'MİNLER!


Size bir emanet bırakıyorum ki ona sıkı sarıldıkça yolunuzu hiç şaşırmazsınız. O emanet Allah Kitabı Kur'andır.

MÜ'MİNLER!

Sözümü iyi dinleyiniz ve iyi belleyiniz! Müslüman müslümanın kardeşidir, böylece bütün müslümanlar kardeştir. Din kardeşinize ait olan herhangi bir hakka tecavüz başkasına helal değildir. Meğer ki gönül hoşluğu ile kendisine vermiş olsun...


ASHABIM!

Nefsinize zulmetmeyiniz. Nefsinizin de üzerinizde hakkı vardır.

İNSANLAR!

Allah Teala her hak sahibine hakkını (Kur'an'da) vermiştir. Varise vasiyet etmeğe lüzum yoktur. Çocuk kimin döşeğinde doğmuşsa ona aittir. Zina eden için mahrumiyet vardır. Babasından başka bir soy iddia eden soysuz, yahut efendisinden başkasına intisaba kalkan nankör, Allah'ın gazabına, meleklerin lanetine ve bütün müslümanların ilencine uğrasın! Cenab-ı Hak, bu gibi insanların ne tevbelerini, ne de adalet ve şahadetlerini kabul eder.

İNSANLAR!

Rabbiniz birdir. Babanız da birdir; hepiniz Âdem'in çocuklarısınız, Âdem ise topraktandır. Allah yanında en kıymetli olanınız, O'na en çok saygı göstereninizdir. Arabın Arap olmayana -Allah saygısı ölçüsünden başka- bir üstünlüğü yoktur.

İNSANLAR!

Yarın beni sizden soracaklar, ne diyeceksiniz?

"-Allah'ın elçiliğini ifa ettin, vazifeni yerine getirdin, bize vasiyet ve öğütte bulundun diye şahadet ederiz." (Bunun üzerine Resûl-i Ekrem mübarek şahadet parmağını göğe doğru kaldırarak sonra da cemaat üzerine çevirip indirerek şöyle buyurdu.)

Şahid ol yâ Rab!

Şahid ol yâ Rab!

Image Hosted by ImageShack.usŞahid ol yâ Rab!Image Hosted by ImageShack.us



Zaman



www.flickr.com
canahmedim's Esmaül-Hüsna photoset canahmedim's Esmaül-Hüsna photoset




Aradığım sendin güle dönerken şafaklar, küllenirken akşamlarR

Aradığım sendin güle dönerken şafaklar, küllenirken akşamlar…
Gül kızıllığında müjdeler aradım ebrulî bulutlardan hüzme hüzme süzülürken ışıklar.
Çöl benim içimde, acı benim içimde. Mecnun’un, geceler ve gündüzler boyu Leylî iniltilerini bir ney gibi dinleyen kum taneleri ayaklarımın altında ateş ateş çoğalırken, geceyi özlüyorum. Gecelerde dolunaylar gibi doğasın diye ufkumda yâr!
Çölün sessizliğine düşerken yıldızlar, yüreğimin kuytularına serinlikler insin cennet cennet ne olur! Bir aslan avcısının çölün hür ufuklarında geceyi yorumlayıp da, “Ebedi ve ezeli Sevgilinin dört duvar arasına sıkıştırılamayacağını anladım.” deyişi gibi ben de gönül semalarımda yıldız yıldız beliren mühürlerine bakıp seni yaşamak istiyorum içimde ey sevgili!
Benim için her gül yaprağında sen, her yağmurda sen, her rüzgârda sen… Varlığım seninle… Zamana senin adınla mühür vuruyorum. O mühürler ki, zamanın sonsuza uzandığı yerde ancak yine senin adınla açılır, yine senin adınla okunur.
Gönlümün gaflet çölünde perişan düştüğü demlerde hasretimi affıma ferman say da ne olur ötelerin tütsüsüyle yeni mühürler vur yüreğime. Zaman ırmağının donduğu ötelerde de açılacak sonsuza uzanan yeni mühürler.
Yüreğim seninle mühürlensin.
Adım, adınla bilinsin yâr! Adımlarım ne yana dönse sana olsun.
Ki, sen her yanımdasın. Biliyorum şah damarımda akan kan, daha yakın değil bana senden.
Yakınlığın gül tadında yanmaksa eğer uğruna, ne olur beni de yak yaprak yaprak aşkınla. Bin kerre bozduğum tövbelerden sonra yeni baştan yazılsın gecenin en mahrem saatlerinde aşk kitabım. Kitaplar kitabından nasibime ilkin nasıl adın düşmüşse, yine öyle adınla başlasın satırlar. Nice gönlü bin parçaya bölen Züleyha bakışlı güzellerin aşk sayfaları rafa kaldırılsın Yusuf kanatlarıyla.
Titreyen dudaklarımdaki son mühür, son isim, son çağrı son tat adın olsun…


Bunu affıma ferman bilirim.
Sen varsan yâr, her şey bana yâr!
Vücut zindanında sana müştak gönlüm nice baharlar yaşar adınla yağmur yağmur, demet demet.
Mısır’a sultan olmak değil mi ki ışığa hasret köhne zindanlardan geçiyor, beni de nefsin zindanında esarete mahkûm bir Yusuf say da, arındır ve sonra da kavuştur özgürlüğüme yâr!
Bilirsin, özgürlüğüm, sana tutsaklığımdır.

Arzuların kör kuyusuna benim de atılmışlığım vardır. Ne olur beni de Yusuf’lardan say, yolla ümit kervanlarını, sal rahmet kovanı.
Ufkum senin rahmetinle şenlensin. Göz sahillerimde dalgalar senin adınla coşsun.
Tesellim; hasretimdir, gözyaşımdır, umudumdur…
Bulut bulut dolan yüreğimden sana akıtıyorum gözyaşlarımı yâr! Önce adın, sonra adımlarım… Ben bir gelirken sen iki gelensin. Benim için bana benden daha çok yönelensin.
Çağları aşan çağrılarınla günü beş parçaya bölerken, ne olur her parça benim için bir altın dilim olsun secde secde sana yönelişlerimle…

Osman Alagöz


Tarih: 20:58, 5/10/2009 Kategori: Hissiyatımız...
Yorum yaz

GEL SEVGİLİ

Muhammed seni okudum. Okudum, çoğaldı harflerim, ırmaklarım, yıldızlarım... Tüm kitaplara senin isminle yazıldım. Doğdum, Muhammed'e doğdum. Âşıksam, Muhammed'e aşığım. Ölürsem, Muhammed'e ölürüm. Gelirsem, Muhammed'e gelirim. Yusuf oldum kuyularda hep seni bekledim, Hüseyin oldum Kerbela'da, kuruyan dudaklarımla sayıkladım ismini, Gelsin de ırmaklar taşıyan ellerinden, Abı hayat akıtsın içime diye bekledim. Bekledim, kapandı yollarım, uzattım parmaklarımı, Hallaç gibi doğrandı ellerim. Hiç seni söyleyemedim. Dağlandı dudaklarım. Yazdım gözyaşlarımla Mekke'nin dağlarına: Ey sevgili, gel diye... Ağlama duvarını bir çıban gibi sırtında taşırken, Yorulan kollarıyla taş atan Kudüs'üm ben. Kaldırımlarımda ateşler yükselirken, Geldin öptün beni alnımdan, Serinleyip sarıldım taşlara yeniden. Ey Muhammed... Ey Sevgili. Ey Badı Sabah. Ey Üzerimize doğan ay. Ey Güzelliklerin şahikası. Ey Şefaat pınarı. Her düşmem gül ayaklarına kapanmamdır, Böğrümden yediğim her kurşunla tutarım ellerinden. Her şarkımda seni söylerim. Her tebessümüm senindir. Hep seni beklerim: Sen bir gelsen diye ey Sevgili... Sevgili... Ben Emirhan Babayim Kenan illerinde hasretini soluyan, Hırkana bürünürüm karanlıkta kaybolduğumda, Dört taraftan vururlar bana, Vururlar da söyletemezler sensizliği, Sümeyye gibi develer ayırır bedenimi... Hamza'yım Ey Sevgili, Uhud'dayım tam önündeyim, Vahşinin mızrağı deler geçer yüreğimi, Gel de okşa ne olur oyulmuş kalbimi, Hind değil hasretin acıtır onu... Ben Grozni'yim, Keşmir'im, Kandahar'ım, Saraybosna'yım, Hama'yım, Buhara'yım, Bağdattım, Morayım, Taşkentim, Doğu Timor'um, Türkistan'ım, Ahıska'yım. Eritre'yim, Halepçe'yim, Kırım'ım, İstanbul'um.., Ben kurşunlara evlat vermiş anneyim. Kurşunlardan sakınan bedeniyle seni özleyen, Taş atan bir filistinliyim. Okul önlerinde bekleşen ve ağlayan, Karanfil dağıtan kızım. Gel öp bizi alnımızdan, Gel sev bizi kanayan yaralarımızdan. Ey sevgili,,. Ey Muhammed... Gittin ya gül yüzlü sevgili. Kırıldım gittiğinden beri. Kırıldıkça yandı canım. Çarmıhta çivilenen benim ellerim, Benim ayaklarım. Harami sofralarda sergilenen benim başım. Beni bir ağaçta kıstırdılar, Kör bir testereyle biçildim. Ağladım, kurudu göz pınarlarım, Ağladım, hasretine türkü yaktım. Ağladım, gel diye ey sevgili... Sevgili.,. Ömer'im, Ali'yim, Osman'ım, Vuruldum bir niyaz vaktinde, Kanım dağıldı kitabın sayfalarına. Seni yazdım bir damla kanla, İsminin dolaştığı semaya, Bir baştan bir başa. Sen gel diye Ey sevgili... Ey sevgili... Kırıldı mı dişin? Dikenler acıttı mı ayaklarını? Deve işkembeleri kirletti mi elbiselerini? Medine yollarında yoruldun mu? Taif'te taşlar kanattı mı gül yanağını? Kırıldı mı kalbin bize? Kırgın mısın sevgili? Ne çare Bekirler yok şimdi, Aliler, Osmanlar, Ömerler yok. Halidler gitti, Musablar gitti. Hatice yok, Zeynep yok, Fatıma yok. Müminlerin annesi sofra açmaz evlerimizde. Kedilerin babası dolaşmaz sokaklanmızda. Biz ne çok yetim oluk da, Senin gibi okşayanımız yok artık. Gel bir okşa ne olur. Yaralarımızda ki irinler azdı. Canımız acıdı. Bir merhamet et, bir gülümse efendim. Bir görün puslu şehirlerin üstünde. Bir ses ver puslu yüreklerimize. Bekler dururuz her seherde, Sen gel diye ey Sevgili... Ey Sevgili... Buralara bir hal oldu: Ne yakup inliyor şimdi, Ne Mısırda rüya görülüyor, Züleyhalar yalancı, Yedi adam ne yapsın, Mağaraların kapıları da kapalı. Musa vurunca asasını, Oynamıyor yer yerinden. Yol vermiyor kızıldeniz. Sakınmıyor İbrahimi ateşler, Su taşımıyor karınca, Ethemin balıkları getirmiyor iğneleri denizden. Buralara bir hal oldu; Sen yoksun, buralar duman oldu efendim. Bir mektubun gelmedi buralara... Bir Necaşi sormaz halimizi. Bir yalnızlıktır düştü ocağımıza. Bir karanlık çöktü başımıza. Ay aydınlatmıyor, Gül kokmuyor. Yokluğun karabasanlar gibi çökünce sinemize, Dağıldı hanemiz, Dağıldı yüreğimiz, Dağıldı birliğimiz... Sevgili affet bizi: Bir deve olamadık, Hasretinden çatlayıp ölecek. Bir kuru ağaç olamadık, Yokluğuna kanlı gözyaşları dökecek. Bir Bilal olamadık, Sensiz ses vermeyecek. Bir Ebu zer olamadık, Alıp başını gidecek. Ey sevgili, Ey şefaat sahibi, Affet bizi. Affet... Şimdi bir şarkı düşer dilimize, Bir aşk iner yüreğimize. Bir el tutar elimizden. Bir af fermanı gelir ötelerden. Bir sen gelirsin. Bir sen gelirsin. Biz bin seviniriz: Sevgilim Muhammed diye... Sevgilim Muhammed diye... Meleklerle yarış ederiz...

Gel sevgili, Gel öp, kokla ve yeşert bizi, kalbimizi

Yazan: NAZLICAN FIRAT Tarih: 2009-10-10 09:40:04, 2009-10-10 09:40:04

Bağlantı

esselamüaleyküm...

Göğe asılı bıraktığın bu sağnak,
nice gönül tarlalarından 'hû' filizlendirdi.
Kâinat vecde durdu.
Ve... dünya elifle dönüyor, yürekler elife dönüyor.
Aşk vesile...

Dünyaya alıştım alışalı, denizi çakıl taşlarından tanıdım.
İçimde ney seslerini büyüttüm.
Belli ki yine bu ıssız limanda fırtına kopacaktı.
Bir muammalı vakitti oysa ki yalnızlıklar.
Aşkın tarifini sordum göçmen kuşlara.
Dediler göç... Dediler yanmaktır yaklaştıkça...
Onun kaynağından tadan divanedir. Sonra...
Sonra bir şair kesti yolumu...
En yüce bir düştür benim aşkım.
Görmeye değmez ki küçük düşleri dedi ve ekledi:
Mecnun değilsen sus!..

Bense güneşlerin kol gezdiği ufuklar hayâl ederdim
salkımlı dünyamda, aşka dair...
Düşlerim en kudsî duygularla bezenmişti oysa.
Meğer küçük düşlerle avunmuşum...
Muhayyel sevdalar buruyor yüreğimin pencerelerini.
Herbiri tül, herbiri hür.
Hiç dokunulmamış, hiç yaşanmamış.
Hikayelerine hayâl meyal tanıklık ettiğim...
Bu efsane hikayeler sürüldü masama.
Bense özgün sözlerin tadına alışıktım.
Benim taatım, tahiyyatımdı Rab'le...
Dünyanın perdesini şöyle bir aralayınca,
aşka dair birçok şeyin öylesine ortalığa savrulmuş olduğunu hissettim ki;
Tanınmayacak haldeydi.

Kadın olmuştu, para, makam, nefs, hırs, menfaat, sömürü olmuştu.
O kutsalı aralarından arındırmak öylesine zordu...
Kalan son sevgi sözlerini topladım avucuma... doldurmuyor bile!
Dilden çıkıp, ancak kulağa kadar varabiliyordu; yüreğe değil...
Aşka belki bir adım, belki asırlar vardı
ama sevgiyi diri tutmaktı, yaşatabilmekti esas olan.
Ucuzcular pazarından kurtulup, sultanlar sofrasına hizmetli olabilmekti...


İflah olmaz âşık kisvesini giyebilmekti.
Gönülde maya tutup aşka, onu göklere armağan edebilmekti.. uçurtmalara...
Celâl-i Didar'a yâr olabilmekti benim en gerçek düşüm...
Sen ezelî ve ebedî, arzsız ve arşsız, cennet ve cehennemsiz,
öylesine bir sevdasın ki diyebilmekti...
Mevlânaca bir tavır koyabilmekti.
Naz makamına ulaşmayı gönül hedefinin tam ortasına yerleştirebilmekti...
Ruhum firdevslere kayarken, dünyanın sahte makyajı bulaşıyor yüreğime...
Her renk bir adım daha ulaşılmaz kılıyor seni...
Kalbimde bir dünya kurup,
binbirinin yıkılışını venüs bardağında
seyretmek gibi bir şey sanırım ulaşılmazlığın...

Ey ulaşılmaz Matlubum!...
Hırçın dalgalar Kahhar ismini vuruyor dünya sahiline,
güller Cemal isminle raksa başlıyor bir seher,
kuşlar Nur ismini zikrediyor bir şafak kızıllığında...
Bense Vedud coğrafyanda, 'seven' şahsında talibi oynamaktayım.
Belki adaylığın adaylığına bile lâyık değilken;
Bende Mecnun'dan füzun âşıklık istidadı var,
Âşık-ı sâdık benim, Mecnun'un ancak adı var...
diyebilme cüretkârlığına koşmaktayım...

Belki sadece içimdeki boşlukta çırpınıp durmaktayım...
Ey Rab! Sana ulaşamamak sensizlikte kaybolmak nedir, anlatayım mı?...
Kum fırtınasında, çölde, sağanaklara âşık olmaktır!...
Dünya elifle dönüyor, yürekler elife dönüyor...
Aşk vesile...


Rabbim razı olsun Can_Abim..Dualarınla:)

Yazan: isimsiz Tarih: 2009-10-06 21:49:40, 2009-10-06 21:49:40

Bağlantı

Asi

Ben bir gelirken sen iki gelensin. Benim için bana benden daha çok yönelensin.

cok guzel bi paylasimdi, yureginize saglik..

sevgimle

Yazan: AsiRuzqaR Tarih: 2009-10-06 15:51:12, 2009-10-06 15:51:12

Bağlantı

=)

Birer aşk hamalı olup,sabırla duayla askla yuklerını tasıyanlardan olmamız duamla......

dua dua dua ıle....

Fiemanillah....

Yazan: laluask34 Tarih: 2009-10-06 11:00:08, 2009-10-06 11:00:08

Bağlantı

es-selamünaleyküm

"Adım, adınla bilinsin yâr! " Amin..
Öyle sanıyorum ki böyle yazılar gözyaşlarıyla yazılıyor,zira yüreğe dokunuyor.Hani o gözyaşı olmasa gönül kaleminin mürekkebi kuru kalacak gibi..Allah razı olsun yazandan ve senden ortağım ve de abim :)

Muhabbetle..

Yazan: acizgonul Tarih: 2009-10-06 05:17:30, 2009-10-06 05:17:30

Bağlantı

selamun aleykum

Aradığım sendin güle dönerken şafaklar, küllenirken akşamlar gülüm seherim şafağım zemheriye döndü..
Neyi arıyorsan o sensin der mevlana...
Aradığını bulan değerli kardeşim yüreğinize sağlık dua ile


Düzenleyen canahmedimsav gün: 6/10/2009 saat: 09:26

Yazan: edebinur Tarih: 2009-10-06 02:24:08, 2009-10-06 02:24:08

Bağlantı

YANMAK YANMAK....

Gerçek aşk ikliminin sultanlarının dizleri dibine oturmak.
Yanmak, yanmak, yanmak...

Pervane böceği gibi uçuşup durmak ateşin çevresinde ve dayanamamak,
Atılıp kalmak nar-ı aşkın kor yangınına.
Ve geçmek. Ve geçip gitmek.
Şehirleri, caddeleri, sokakları, köşe başlarını, parkları ve
meydanları bırakmak diğerlerine.
Her bir tarafı umman-ı aşkla çevrili adalar yaratmak sevgiliye.
Uçup gitmek, kaçıp gitmek, göçüp gitmek, geçip gitmek umarsızca.

Başakta tane olmak varken neden tarlada başak olasın ki?
Petekte bal olmak dururken neden kovanda petek olasın ki?
Şarkıda nağme olmak varken neden kitapta şarkı olasın ki?

Şu evrende varolmuş, varolan ve varolacak ne varsa;
Her birinin özü var. Özünün de özü var.
Peki ama aşkın özü ne?

Dünyanın ve evrenin bu en büyük mutluluğunun özü hüzün,
Sevincinin özü keder, vuslatının özü ayrılık.
Cohelho, Simyacı'da:

"Aşk, sevdiğin nesneye sahip olma duygusunu da yanında getiriyor" diyordu.
Peki sahip olmak aşkı ne hale getiriyor dersiniz?
Aşk, bir arayış değil de nedir acaba?
Aşk, aşık olunan şeyin özünü aramadır.
O özü bulup çıkarma, ona sahip olma, onunla yekvücut olmadır.
Sen, o olursun, geçersin.
Aşk, geçmektir


Leyla, Mecnun un herşeyi idi.
Leyla ateşti, Mecnun pervane.
Leyla evrendi, Mecnun koskoca bir hiç.
Leyla topraktı, Mecnun yağmur.
Leyla bir yoldu sonu olmayan, Mecnun bir yolcu "öz" arayan.
Leyla, Mecnun un nesiydi biliyor musunuz?

"Leyla, Mecnun un hiç bir şeyiydi.
Mecnun zaten Leylaydı."


ALLAH RAZI OLSUN AHMET KARDEŞİM....
ALLAHIMA EMANETSİN....

Yazan: KARDELEN K... Tarih: 2009-10-05 23:13:33, 2009-10-05 23:13:33

Bağlantı

S.A

Tesellim; hasretimdir, gözyaşımdır, umudumdur
Bulut bulut dolan yüreğimden sana akıtıyorum gözyaşlarımı yâr! Önce adın, sonra adımlarım Ben bir gelirken sen iki gelensin. Benim için bana benden daha çok yönelensin.
Çağları aşan çağrılarınla günü beş parçaya bölerken, ne olur her parça benim için bir altın dilim olsun secde secde sana yönelişlerimle

çok güzel bir paylaşım kardeşim Allah razı olsun selam ve dua ile

Düzenleyen canahmedimsav gün: 6/10/2009 saat: 09:22

Yazan: sahra Tarih: 2009-10-05 22:39:01, 2009-10-05 22:39:01

Bağlantı

Ben sana meftun olmuşum Ey Sevgili

Ben sana meftun olmuşum Ey Sevgili. Dolaşıyorsun kanımda kıyam hızıyla. Kanıma kırmızı rengi veren sensin ey sevgili. Hayata dair ne varsa; tüm niyetlerimde, özlemlerimde, eylerimde, isyanlarımda, itaatlerimde, velhasılı tüm yapıp ettiklerimde dolaşıyorsun kıyam hızıyla. Karların üzerinde açan kardelenler gibi beyazsın karanlık ufkumuzda. Başka bir yerde değil kalbimde yer açtım sana kalbimde. En meskun ve en mesrur duygularım senden neşet etmiştir. Yeniden dirildi tüm mefluç duygularım senin sevginle. Her gün,her saat oturup kalkıp seni anıyorum. Sana layık başka bir yer bulamadım kalbimden gayri. Etrafımda oluşan bir mutluluk halkası varsa,yeşil bir duygu yumağı varsa bunu sana borçluyum Ey Sevgili. Dal budak salıyorsun,bahar getiriyorsun dünyama; nergis kokulu çiçeklerle, mutluluk kaynağı olan kelebeklerle. Ab-ı hayat kokusuyla,diriliş suyuyla, ölümsüzlük iksiriyle dolduruyorsun ciğerlerimi. Hayat veriyorsun tüm bedenime varlığınla, düşüncelerinle, ruhunla...

...

Yazan: cebrailin kanat sesleri Tarih: 2009-10-05 22:26:09, 2009-10-05 22:26:09

Bağlantı
<- Son Sayfa Sonraki Sayfa ->



BLOG DESİNG BY AHMEDS


Muhabbet Fedaileri Facebook sayfası paylaşımlarımız