ahmeds...Güzellikler Rabbimizden,kusurlar nefsimizdendir...
"Fânîyim, fânî olanı istemem; âcizim, âciz olanı istemem.Rûhumu Rahmân;a teslim eyledim, gayr istemem.İsterim, fakat bir yâr-ı bâkî isterim.Zerreyim, fakat bir Şems-i Sermed isterim.Hiç ender hiçim, fakat bu mevcudâtı birden isterim." Bediüzzamana hz.
Ey bu yerlerin hakimi... Senin bahtına düştüm,sana dehalet ediyorum... Ve senin hizmetkarınım ve seni arıyorum...
Ya Rab! Kusurumuzu affet...Bizi kendine kul kabul et.. Emanetini kabzetmek zamanına kadar bizi emanetinde emin kıl...
Ya Erhamerrahimin! Sünnet-i Seniyyeye ittibada hissemizi ziyade eyle.. Bizleri Resulu ekrem (sav) sünnetine ittibada muvaffak,şefaatine mazhar,saadet-i ebediyede al ve ashabına komşu eyle...
Ya Rabbi! Nefsimizi bize musahhar eyle... Ve matlubumuzu bize musahhar kıl... Kur'an'a ve imana hizmet için insanların kalplerini Risale-i Nura'a musahhar yap... Bize ve ihvanımıza iman-ı kamil ve hüsn-ü hatime ver... Bizi ve cümle müslümaları ve Risale-i nur talebelerini nefis ve şeytan şerrinden,kabir azabından,ve cehennem azabındanmuhafaza eyle..Cennet'ül Firdevste mes'ud kıl..
Ya Rabbi! Rasul-u Ekremin(sav) hürmetine bize ihsan ettiğin maddi ve manevi rızıklarımıza bereket ihsan eyle...
Ya Rabbi! Aklımızı midemize,ruhumuzu cesedimize,kalbimizi nefsimize hakim kıl...
Ya Rabbi! Kardeşlerimizin kalplerini birbirine karşı tam sadakt,uhuvvet ve muhabbetle doldur...
Ya Rabbi! Fıtratımızı tevdi ettiğin hissiyatların mecazilerini dünya umuruna,hakikilerini umuru uhreviyeye nasip eyle...
Ya Rabbi! Dünyayı bir misafirhane-i askeri telakki etmeyi..Ve öylede iz'an edip ona göre hareket etmeyi,hayat-ı ebediyeyei hayat-ı dünyeviye için bozmamayı,malayani şeylerle ömrü telef etmemeyi.Kendimizi misafir kabul edip Senin emirlerine göre hareket etmeyi. Selametle kabir kapısını açıp saadet-i ebediyeye girmeyi nasip eyle...
Ya Rabbi! Nefsimzi beğenmemeyi,nefsimize itimad etmemeyi,ayıplarımızı görmeyi bize nasip eyle...
Ya Rabbi! Bize ihsanını ihsas etme...
Ya Rabbi! İbadetlerimizi,şükürlerimizi,fikirlerimizi,mahviye t ve minnettarlıklarımızı,muhabbet ve havflarımızı sana hasredebilmeyi nasip eyle..
Ya Rabbi! Bütün cihazat ve istidatlarımızla senin daire-i marziyatında Esma-ı Hüsnana yapışıp ebed yolunda sana müteveccih olup,gitmemizi nasip eyle..
YA RABBİ! BİR SENE NAFİLE İBADETTEN HAYIRLI OLAN BİR SAAT TEFEKKÜRÜ İMANİYEYİ RİSALE-İ NUR'DA BULMAMIZI NASİP EYLE...
Ya Rabbi! Bu hasta,gaddar ve bedbaht asrın bela ve vebasından,zulüm ve zulmetinden,ahirzamanın cazibedar fitnesinden bizleri muhafaza eyle...
Ya Rabbi! Dünyayı ahirete severek tercih etme musibetinden ve her türlü maddi ve manevi hastalıkların şerrinden bizleri muhafaza eyle...
Ya Rabbi! Resul-u Ekrem(sav), ashabının,ve Üstad hazretlerinin yüzüsuyu hürmetine bizleri azami ihlas,sadakat,azami takva,azami fedakarlık,azami dikkat ve ve iktisatta muvaffak eyle...
Ya rabbi! Bizleri helal rızkınla merzuk eyle...
Ya Rabbi! Alem-i Asgarımızdaki,cihad-ı ekberimizde bizleri daima muzaffer eyle..
Ya Rabbi! Resul-u ekrem (sav)'e ashabına ve Üstadımıza dar-ı bekada bizi komşu eyle...
Ya Rabbi! Üzerimize bütün güzel ahlakını cem et...Ve ahlakımızı güzelleştir..
Ya Rabbi! Bizleri acz ve fakr,şefkat ve tefekkür tarikinde tevakkuf ettirmeden daima terakki ettir...
EY RABB-I RAHİMİM!
Son nefesimize kadar razı olduğun amal ve hizmette muvaffak,razı olmadığın her ahvalden muhafaza eyle...
Allah'ım! Bizi, dünyada Senin muhabbetinle ve bizi Sana ve Senin emrettiğin şekilde istikamete yaklaştıracak şeylerin muhabbetiyle, âhirette de rahmetin ve rüyetinle rızıklandır.
İlâhî! Sen benim Rabbimsin, ben Senin kulunum. Sen Hâlıksın, ben mahlûkum. Sen Rezzaksın, ben merzûkum. Sen Mâliksin, ben memlûküm. Sen Azizsin, ben zelîlim. Sen Ganîsin, ben fakirim. Sen Hayysın, ben meyyitim. Sen Bâkîsin, ben fâniyim. Sen Kerîmsin, ben leîmim. Sen Muhsinsin, ben âsiyim. Sen Gafûrsun, ben günahkârım. Sen Azîmsin, ben hakîrim. Sen Kavîsin, ben zayıfım. Sen Mu'tîsin, ben dilenciyim. Sen Emînsin, ben korkudayım. Sen Cevâdsın, ben muhtacım. Sen Mücîbsin, ben duacıyım. Sen Şâfîsin, ben hastayım. Sen benim günahlarımı mağfiret et. Beni cezalandırma. Hastalıklarıma şifa ver, yâ Allah, yâ Kâfi, yâ Rabbi, yâ Vâfî, yâ Rahîm, yâ Şâfî, yâ Kerîm, ya Muâfî. Benim bütün günahlarımı bağışla. Benim bütün dertlerime âfiyet ver. Beni ebediyen rızâna mazhar et. Rahmetinle, ey Erhamürrâhimîn.
"Ey Rabbimiz! Duamızı kabul buyur. Muhakkak ki Sen herşeyi hakkıyla işiten, herşeyi hakkıyla bilensin." Bakara Sûresi,127
bütün keyfiyatıyla teshir eden kudretinin ve iradetinin ve
hikmetinin ve hâkimiyetinin ve rahmetinin hakkı için, nefsimi bana
musahhar eyle ve matlubumu bana musahhar kıl.
Kur'ân'a ve imana hizmet için, insanların kalblerini Risale-i Nur'a musahhar yap.
Ve bana ve ihvanıma iman-ı kâmil ve hüsn-ü hâtime ver.
Hazret-i Mûsa Aleyhisselâma denizi ve Hazret-i İbrahim Aleyhisselâma ateşi ve
Hazret-i Dâvud Aleyhisselâma dağı, demiri ve Hazret-i Süleyman Aleyhisselâma cinni ve insi ve
Hazret-i Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâma şems ve kameri teshir ettiğin gibi,
Risale-i Nur'a kalbleri ve akılları musahhar kıl.
Ve beni ve Risale-i Nur Talebelerini nefis ve şeytanın şerrinden ve kabir azabından ve cehennem ateşinden muhafaza eyle
ve
Cennetü'l-Firdevste mes'ut kıl.
Âmin, âmin, âmin.
Emeğinize sağlık ötelerde Üstadımza yakın olmanız duasıyla..
Selamün Aleyküm.Yorum ve ziyaretiniz için teşekkürler.
" Biz Kur'an'dan öğüt alınabilsin diye onu kolay anlaşılır kıldık. Yok mu öğüt alan?"(Kamer Sûresi,32.Âyet) Semudoğulları, Adoğullarından sonra Arap yarımadasına egemen olan güçlü bir kabile idiler. Adoğullarının yurdu Yarımadanın güneyinde, Semudoğullarınki ise Yarımadanın kuzeyinde idi. Semudoğulları, tıpkı Adoğulları gibi peygamberlerinin uyarılarını yalanlamışlardı. Yarımadanın her tarafına yayılan Adoğullarının yokedilişlerine ilişkin afetten hiç ders almamışlardı. Okuyalım: "Dediler ki; `İçimizden bir insanın peşinden mi gideceğiz? Öyle yaparsak sapıtmış ve kendimizi ateşe atmış oluruz'.` Bizler dururken vahiy ona indirildi, öyle mi? Hayır, o şımarık bir yalancıdır." Bu kuşaklar boyunca sürekli tekrarlanan ve inkarcıların kalplerini kemiren bir kuşkudur: "Bizler dururken vahiy ona indirildi, öyle mi?" Bu kuşkunun altında çağrının özüne, içeriğine değil de çağrıyı kimin seslendirdiğine bakan kof bir gurur yatar; "İçimizden bir insanın peşinden mi gideceğiz?" Yüce Allah kulları arasından birini seçer. O peygamberlik görevini kime vereceğini herkesten iyi bilir ve belirlediği kişiye vahyi ve bu vahyin içerdiği düşündürücü ve irdeleyici direktifleri indirir. Peki yüce Allah tüm varlıkların yaratıcısı ve vahyin indiricisi olduğuna göre vahyi algılamaya hazırlık ve yetenekli olduğu bir kulunu seçmesinde ne gibi bir tuhaflık olabilir? Bu ancak sapık vicdanlarda belirebilecek olan saçma bir kuşkudur.
SEN YOKTUN SULTANIM
Sen yoktun. Hz Âdem' deydi nurun, önce cenneti sonra yeryüzünü şereflendirdin.Âdem nuruna affedildi. Arafat bu affa şahitti.Sen yoktun. !Nuh' un gemisindeydi Nurun...Dalgalar yeryüzünü boğarkenToprağın bağrındaki su Gökyüzüyle buluşurkenVe bu bir ilahi azap derken,Allah nurunu taşıdı bin bir sebepleTufan, nurunu selamladı edeple...Sen yoktun... Hz. İsmail'in alnındaydı Nurunİbrahim'i bir dua yükseldi kimsesiz çöllerden "Rabbimiz" dedi,"Onlara kendi içlerinden Senin ayetlerini okuyacak Kitap ve hikmeti öğretecek onlara, onları temizleyecek bir elçi gönder,Âmin dedi on sekiz bin âlemNurunla aydınlanan minicik ellerini sema’ ya kaldırarakÂmin dedi İsmail.Hıra Nurdağı âmin diyerek ayağa kalktı. Medine'den adı Uhud olan bir âmin yankılandı sevr dağında.Sen yoktun...Hz. İsa, "Ahmed" diye muştuladı seni Âlemlerin efendisi diye sana seslendi. Artık ben sizinle çok söyleşmem, dedi havarilerine.Çünkü bu âlemin reisi geliyor...Bekleyin Ahmed geliyor.Kâinata rahmet geliyor.Havarilerin yüzünü okşayan,Ölüleri dirilten bir nefes oldunAma sen yoktun...Sen yoktun Sultânım,Hz. Abdullah' ın alnındaydı NurunBaşı eğik gezerdi mazlumHuteyle göklerden seni sorardıVaraka seni arardı semadaAnneler kız çocuklarını hep ağlayarak sevdiler.Ağlayarak süslediler ölüme...Ağlayarak hadi dayına gidiyorsun dediler. Sen yokken, Canlı canlı toprağa gömülmenin adıydı dayıya gitmek.Anne yüreğinin çıldırtan çaresizliğiydi.Ve yavrusunun ölüme gidişini seyretmesiydi...En son çocuk atılırken çukuraAnnesinin suretinde bir melek tuttu onuVe tebessüm ederek hıra nur dağını gösterdi.Melekler süslüyordu hırayı.Efendisine hazırlanıyordu cebel-i nur,Efendisine hazırlanıyordu Mekke.Âlem Efendisine hazırlanıyorduKâinatın gözü Hz. Âmine’deydi.Toprak yalvarıyordu rabbine,Allah’ım gönder artık diyordu. Gel diye ağlıyordu mazlumlar, gözleri semadaVe bir gelişin vardı ya Rasulâllah,Bir inişin vardı yeryüzüne...Önünde Cebrail!Ardında yalın kılıç melekler!Bir inişin vardı yeryüzüne...Yetimler en huzurlu geceyi geçirdi belki deÖksüzler annelerine sarıldı doya doya.Sonra bir sessizlik kapladı seher vaktini.Her şey sus pus olmuştu.Hadi diyordu yıldızlar, Hadi diyordu ay!Kâinat bir isim duymak istiyordu.Ve bir ses yükseldi Amine’nin evinden. Muhammed!Karanlıklar aydınlığa bıraktı yerini.Muhammed!Melekler öptü o nurdan ellerini.Muhammed!Seni yaratan Allah' a kurbanız ey dürri yekta!Sana o adı veren rahmana kurbanızArtık sen vardın Susuz topraklara rahmet indi seninle Annenden sonra anne halime sevindi seninle Yağmura mı ihtiyaç var?Kaldır şahadet parmağını, Yağmurları salsın Allah. Sonra tut ağacın yaprağını,Köklerini çıkarttırıp yanında yürütsün Allah.Yeter ki sen iste, Sen iste ya RasulâllahDeki ben kimim? Dağlar, taşlar dile gelsin,Dilsiz çocuklar ellerinden tutup,Ente Rasulâllah desin.Sen vardın, Bedir kârdı, Uhud dardıHendek yârdi. Yiğitlerin vardı.Ölmek için yarışan yiğitler...Hele bir enesin vardı senin.Enes bin malik...Uhud’ da öldüğünü duyunca Arkadaşlarına;Niye burada oturuyorsunuz Diye; sormuştu.Onlar da;"Allah'ın Resulü öldürülmüş" deyince,Enes kükremiş:" Peki o öldükten sonra yaşayıp da ne yapacaksınız?Kalkın ve O'nun gibi ölün"! Demişti.Ve savaşın en yoğun olduğu yerde şehit düşmüştü. Hem de ne şehit ey Nebi!Vücudu yaralardan tanınmaz haldeydi.Kızkardeşi ancak parmaklarından tanıdı onu...Mus’ab Bin Umeyr' in vardı senin.Uhud 'da sancağını taşıyan.Öyle bir aşkla sana bağlıydı kiAllah o gün melekleri Musab' ın suretinde indirdi. Ebu hureyren vardı. Acıkınca mescidin önünde durur sana bakardı. Sen anlardın,Ya Ebâhir gel! Derdin.Ve sen gittin... Bir gidişle gittinArdında hüznün kaldı. Hasretin kaldı göklerdeBilal ezan okuyamaz oldu Ne zaman teşebbüs etse Muhammed Rasulâllah demeyeDizleri üstüne çöker, kendinden geçerdi.Sonra günler ay, Aylar yıl oldu. Ve asırlar olduSensizliğe açtık gözlerimizi. Ama sen bırakmazsın bizi.Sen varsın ey şehitlerin sultanı Sen varsın!Bir şehit bile ölmezken Sana nasıl yok deriz.Ebu Talip Şam’a giderken devesinin önüne geçip Beni burada kime bırakıp gidiyorsun demiştin. Ne anam var ne babam...Ebu Talip bırakmamıştı bu yüzden.Sensizliğin ızdırabıyla inleyen ümmetini kime bırakıp gidiyorsun Ya Rasulâllah!Bırakma bizi ki; Allah; Sen onların içindeyken onlara azap edecek değiliz buyuruyor. Bırakma bizi!Hayatı seninle öğretti Rahman.Kulluğu seninle tanıdık.Duayı senden öğrendik sevgili!Hz Ömer umre için senden izin isteyince,'Kardeşçik' dedin ona, Kardeşçik; duanda bana da Yer ayırır mısın? Bizler Ömer değiliz ama Bütün dualarımız senin içinEy Rabbimiz!Resulünü anışımızdan haberdar et!O'na binler salât, binler selam!Habib’ine Makam-ı Mahmut'u verO'na vesileyi lütfet.O'nu refik-i Âlâya yükseltBizi de affetO'nun hatırına affet, Zatının hatırına Af et !
BAKİ SELAMLAR CANIM KARDEŞİM ALLAH YAR VE YARDIMCIN OLSUN ABLASININ BİRTANESİ EN GÜZELE EMANETSİN
Sen aczden ve şerikten münezzeh ve mukaddessin. Senden başka ilâh yok ki bize imdat etsin. El-aman, el-aman! Bizi azap ateşinden ve Cehennemden halâs et, kurtar ve bize necat ver .
Âmin!
Sözler | Yirmi Beşinci Söz | 419
Ey Kurânı indiren ALLAHım! Kurân ve Kurânı indirdiğin zâtın hakkı için kalblerimizi ve kabirlerimizi İmân ve Kurân nuruyla nurlandır. Duâmızı kabul buyur ey kendisinden yardım istenen Müsteân!
Âmin!
Yâ Rab! Nasıl büyük bir sarayın kapısını çalan bir adam, açılmadığı vakit, o sarayın kapısını, diğer makbul bir zâtın sarayca menûs sadâsıyla çalar- tâ ona açılsın; öyle de, bîçare ben dahi Senin dergâh-ı rahmetini, mahbub abdin olan Üveysül-Karânînin nidâsıyla ve münâcâtıyla şöyle çalıyorum. O dergâhını ona açtığın gibi, rahmetinle bana da aç.
Âmin!
Sözler | Otuz İkinci Söz | 594
Bu güzel paylaşım için canı gönülden Rabbim razı olsun inşaallah.....
Fasl_ı gülden sevgiler sonsuz saygılar Mevlamıza emanet olunuz inşaalalh...